'Satışlar hızlanmıştı. Seydişehir Alüminyum satıldı. Seydişehir Alüminyum sadece iki kelimeden ibaretti ama... Satılan varlıkları arasında, fabrikalar, makineler, 792 adet lojman, atık cevher barajları, sosyal tesisler, su havzaları, ruhsatlı boksit sahaları, koskoca Oymapınar Barajı, turizm teşvikli arazi, Antalya’da liman ve yükleme tesisleri, kasalarında 17 trilyon lira, 10 bin ton külçe alüminyum, binlerce ton boksit vardı.
305 milyon dolara veriverdiler. Karşı çıkana “komünist” diyorlardı.'
....
Davos’ta, “Ortadoğu Barış Modeli” adıyla panel düzenlendi. Tayyip Erdoğan, kendi modelini izah etti... Yanında oturan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “Çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyorum, siz öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye bağırdı. Panelin moderatörü Washington Post yazarı David Ignatius’tu. Müdahale
etmeye kalktı. Başbakanımız “van münüts” dedi.
Moderatörün elini ittirdi. “Benim için bitmiştir, daha da gelmem Davos’a” diyerek kalktı, gitti. Aslında, Davos programında böyle bir panel yoktu. Sürpriz şekilde programa konulmuştu. Peki, kim istemişti bu panelin düzenlenmesini? Araştırıldı taraştırıldı... Bizzat Tayyip Erdoğan’ın istediği ortaya çıktı. Çünkü... Cumhuriyetçi Bush’tan Demokrat Obama’ya geçişle birlikte, Türkiye’nin dış politikadaki rolü belli olmuştu. Bi fırça, bi van münüts, Tayyip Erdoğan Arap dünyasının yeni Nasır’ı olmuştu.
Hem İsrail’den “üstün hizmet madalyası” vardı... Hem de İsrail’e fırça kaydığı için “kahraman” ilan edilmişti! ...»
İstanbul’da coşkulu kalabalıkla karşılandı. “Davos Fatihi” pankartları açıldı. Aldı Davos rüzgârını arkasına...
...
İsrail’e atıp tutan sayın hükümetimizin, Suriye sınırındaki mayınları temizleme işini, İsrailli firmaya vermeye çalıştığı ortaya çıktı. Kimseye çaktırmadan yasa tasarısı hazırlamışlardı. Mayınları