İncelemeyi okumaya üşenenler için: youtu.be/-P9fMc5vPBk
Bir kitap düşünün,bundan neredeyse 2500 yıl önce yazılmış.
Yazılmış yazılmasına okunuyor da... Peki 2500 yıldır defalarca ama defalarca okunan bu kitabı kaç kişi gerçekten okudu ya da kaç kişi gerçekten de uygulamaya çalıştı?
Platon'un okuduğum 2. kitabıydı bu ama yine Felsefe olmasına rağmen hiç zorlanmadım. HERKESE DE TAVSİYE EDERİM.
Dili ağır değil, Sokrates ve birkaç kişi daha bir evde toplanıyorlar,ardından da diyorlar ki "Hadi ideal bir Devlet nasıl olur konuşalım."
Sonra konuşmaya başlıyorlar.
Adalet nedir, nasıl olmalıdır?
Devlet nasıl ayakta kalır?
İyi ve kötü nedir, zararları ve karları nelerdir?
Bu gibi soruları karşılıklı birbirlerine sorup cevaplar aramaya başlıyorlar.
Tabii bu günlerde ülkemiz büyük sıkıntılar çekmekte bence...
Bunun bir nedeni de okumamak!
Okuyun arkadaşlar, hepimiz kitap okuyalım. Kitap okudukça gelişecek bu ülke :)
Okumamaktan geliyor zaten her şey başımıza :( Okuyan insan erdemi de iyiyi de kötüyü de sevgiyi de nefreti de öğrenebilir ve öğrendikten sonra da etrafını aydınlatmaya başlar.
Twitter'da da paylaştım zaten "ülkeyi yönetenlere kitap tavsiyesi..." diye :D
Kitap kendi içerisinde 10 kitap olarak ayrılmış. Her bir kitapta farklı bir konu tartışılıyor ve siz resmen bilgi bombardımanına tutuluyorsunuz.
O yüzden kaleminizi kağıdınızı yanınızdan eksik tutmayın :D
Tekrar söylemem gerekirse bu kitabı HERKES OKUMALIDIR!
Felsefe diye korkmayınız efendim, dili gayet sade ve anlaşılır :)
Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
"Biz bilime, sanata, boş kafalıları eğlendiren bir eğlence gözüyle bakmayız. Biz bilim ve sanattan, insanın Allah'a karşı olan sevgisini uyandırmasını bekleriz. Diğer tüm işlerden beklediğimiz gibi."
"İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en seçkin insanlarıyla sohbet etmek gibidir"
Diyen Descartes'e ve Kazancakis'in ruhuyla oturup bir çay içmek isteyenlere selam olsun.
Bizler yıllar boyunca çok okuyan mı bilir çok gezen mi geyiğiyle oyalanırken, gerçek bilgeliği bulanların hayatı özümseyerek yaşayanlar olduğunu Kazancakis yıllar önce Zorba'nın ağzından haykırmış. İşte kitap bunun bir örneğini -hem de mükemmel bir örneğini- bizim önümüze çarşaf gibi seriyor. İçi boşaltılmış ve okuyanı kişisel olarak purifize etmeye çalışan kişisel gelişim kitaplarına inat, Aleksi Zorba bize gerçeğin en içinden kopmuş bir kişisel gelişim örneği sunuyor.
Ona göre kendimiz yarı şeytan olmadan şeytanın kendisinden kurtulamayız.
İnsan, doğası gereği günaha meyillidir. Tanrı (eğer zat-ı alisinin varlığı mümkün mertebesindeyse) bizi günah işlemeyen melekler misali yaratmamıştır ve görünen köyün kılavuz istememesi gibi bizden istediği de kafamızı kazıtıp keşiş olmamız yada cüppe giyip 40 lokmayla mağaraya kapanmamız değildir. Adem-Havva kıssasında bahsedildiği gibi günahı işlediysek pişman olmamızdır.
İnsanın başka bir niteliği ise doğayı zıtlıkların sentezinden doğan diyalektik anlayışla algılamasıdır. Bu yüzden kötülük olmadan iyiliği de göremeyiz. Şeytan olmadan içimizdeki iyiliği de bulamayız.
Kısaca özetlemek gerekirse kitap Kazancakis'in saf, aydınlanmaya açık yanını temsil eden yan karakterimiz ve Aleksi Zorba denen hayatı iliklerine kadar yaşamış ve özümsemiş, insanın bilgelik ve canavarlığını aynı hamurda yoğurmuş, bir o kadar da çılgın ana karakter üzerinden kurgusunu buluyor. Bazen birkaç kelimelik öyle vurucu bir cümle kuruyor ki durup varoluşsal sancıların felsefi düzlemden hayat düzlemine yansımasına şahit olup bir dakikalık saygı duruşunda bulunmak istiyorsunuz. Ben bu
İnternetten Atatürk fotoğrafları indirildi, hikayelerde paylaşıldı, varsa üzerinde Atatürk imzası veya fotoğrafı olan bir t-shirt veya sweatshirt giyildi. Var mı başka eksik? Yok sanırım, bu özel günü de başarı ile tamamladınız. Sosyal medyada sözde duyarınız ve saygınız bittiyse gerçek bir anmaya davetlisiniz şuan burada.
Evet, Atatürk fotoğraflarını her yerde görmek çok çok güzel, bundan rahatsız olan varsa, rahatsız olmaya devam edebilir. Benim rahatsız olduğum şey Atatürk’ün fotoğraflarını her yerde görmek değil, fikirlerini hiçbir yerde görememek. Zaten en büyük sorunumuz da bu.
Atatürk’ü fotoğraftan ibaret tanıyor birçoğumuz. İlkelerini, inkılaplarını, zaferlerini, kayıplarını... Atatürk’ü her şeyiyle tanıyan, bilen kaç kişi var aramızda? “Atam İzindeyiz” derken hangi izin ona ait olduğunu ayırt edebiliyor muyuz? Bu soru size yöneltildiğinde kendinizden emin bir şekilde Atatürk’ü her yönüyle tanıyorum diyebilir misiniz? Bu soruya benim cevabım net bir şekilde “Hayır” olacaktır.
Bu iletinin temel amacı ise Atatürk hakkında hepimizin bir şeyler öğrenmesi. Sizden ricam yorum olarak “Bunu da bilmemiz gerekiyor.” dediğiniz bilgileri bırakmanız. Daha fazla kişiye ulaşabilmek adına tekrar paylaşabilirsiniz. Bugün Atatürk’ü gerçekten tanıyalım. Saygı, sevgi ve özlemle analım.