Onur Um

Onur Um
@OnrUm
Gazeteci
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik/Bilişim İhtisas
İzmir
İzmir
13 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
nasihatleeeer
Uzun uzun dinliyorum onu. Çünkü buna çok ihtiyacı var. Kimse onu dinlememiş, sadece nasihat edilmiş çocuğa. Nasihatler sadece edeni rahatlatır, karşı tarafı ise daha da kızdırır.
Psikoloji
Reklam
zenginlik ölçütü
Eğer insan parayla mutlu olabilseydi, bu dünyada sadece zenginler mutlu olurdu. Para insanı rahat ettirir, konfor sağlar ama duygulaımız konforu başka yerlerde arar. Gerçi yoksulluk kendi başına bir mutsuzluk kaynağıdır ama zengin olmasanız da şöyle böyle idare edebiliyorsanız, mutlu olmaya en yakın kişiler arasındasınız demektir.
ÇİN TUZU
"Çin tuzu" adını duymuşsunuzdur; "monosodyum glutamat (MSG)". Maddenin tadı, ne acı, ne tatlı, ne ekşi, ne tuzlu. "Beşinci tat" olarak nitelendiriliyor. 1908'de Tokyo Üniversitesi'nden kimya profesörü Kikunae Ikeda (1864-1936), Japonya'da sık kullamlan deniz yosununun içinde bulunan bu maddeyi ayrıştırarak buldu. MSG'yi buğday ve soya fasulyesi gluteninden çıkarıp patentini aldı. (2001'de domuzdan üretildiği ortaya çıkınca yer yerinden oynadı.) Yiyeceklerin lezzetini artırmak için kullamlan "Çin tuzuna" hemen her yiyecekte rastlamak mümkün: Et suyu tabletler, hazır köfte harçları, hamburger, hazır çorbalar, kuruyemiş, sakız, cipsler, dondurmalar, renkli yoğurtlar, salata sosu, çiğköfte ve benzeri birçok üründe var.11 Gıda ambalajının üzerinde "MSG" ya da E-621 yazıyorsa bilin ki içinde "Çin tuzu" var. Neye yarıyor? "Çin tuzu", yiyeceklerin lezzetini artırıyor, insana yedikçe yediriyor. Bu sebeple yapılan araşbrmalara göre yol açtığı en bilinen sorun obezite. Ayrıca... Sinir hücrelerine zarar veriyor, buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, epilepsi, pankreas, diyabet, böbrek ve karaciğerde soruna sebep oluyor. Hamile kadınlar "Çin tuzunu" aldıklarında direkt olarak bu madde cenine geçip kalıcı tahribat verdiği ileri sürülüyor. Özellikle bebeklerin ve hamile kadınların bu maddeden uzak durması gerekiyor. AB ülkelerinde üç aylığa kadar olan bebeklerin gıdalarında kullanımı yasak. Aralarında ABD'nin bile bulunduğu yaklaşık 50 ülkede kullanımı sınırlandırıldı. Türkiye' de ise kullanımı serbest! Şaşırmıyoruz artık. Dumanlama/ tütsüleme işlemlerine filan girmeyeyim... Kesilmiş/ karkas etler, kanları akmış olduğu için hormon testine cevap vermiyor! Yani: Kasabınızdan, etinizden emin olunuz. Lokantada yediğiniz etten emin olunuz. Önceleri et ürünlerine daha çok
Bilim
Bizim Ankara keçisi oldu 'Angora goat'
Anavatanı Tibet olan ve Anadolu'ya 1200 yıllarında Süleyman Şah tarafından getirilen tiftik keçisi, Ankara ve çevresinde yetiştirilmeye başlandı. Adı "Angora" oldu... Osmanlı'da başta Ankara olmak üzere Zir, Çankırı, Beypazarı, Nallıhan ve Kalecik'te 1355 tiftik tezgâhı bulunuyor ve her yıl 20 bin top kumaş yurt dışına satılıyordu. Çünkü... Tiftik yünü dayanıklı ve hafif olma özelliğiyle biliniyordu. Diğer yünlere göre daha parlak ve boyamaya elverişli olan tiftik yünü, bu özelliğiyle asırlardır tekstil ve iplik üretiminde ilgi odağı olmuştu. Nem ve soğuğa dayanıklı olan ve az buruşan esnek yapıya sahipti. Bab ülkeleri tarafından "elmas iplik" ismi ile anılan tiftik yünü Arapça seçilmiş manasına gelen "muhayyer" kelimesiyle biliniyordu. Tiftik keçisinin yününün en büyük özelliği ise taklit edilmesinin çok zor olmasıydı. İngilizler bu nedenle tiftik keçisini ülkelerine götürmek istiyordu. Yıllar sonra padişah fermanıyla "İngiliz sanayi casuslarına" damızlık tiftik keçilerinin verilmesi ve ardından İngiliz tekstilinin Osmanlı pazarına hâkim olmasıyla Anadolu'daki üretim hızla yok oldu. Bugün, Angora keçisinin altın değerindeki tiftiklerini dünyaya İngilizler, "Angora goat" adıyla satıyor!
Kurban'da neyi kestiğinizden emin misiniz?
Mesele sadece ithal edilen yem, ya da küçükbaş-büyükbaş hayvan değil. Kırmızı eti de dışarıdan alıyoruz. Ne yediğinizi nereden biliyorsunuz? İstediğim kadar buraya, neoliberal politikalarla tarım ve hayvancılığımızın nasıl bitirildiğini yazayım... İstediğim kadar buraya, GDO'lu yemlerin, hayvanların ve bizim sağlığımızı nasıl etkilediğini yazayım... Pek kimse ilgilenmez. Araya "domuz meselesini" katınca herkes pürdikkat kesilir: - "Hocam yem paket etiketlerinin üzerinde 'domuz yağı kullanılmamıştır' notu olması gerekmiyor mu?" ABD'li gazeteci Eric Schlosser'in yazdığı Hamburger Cumhuriyeti kitabında; ABD ve AB ülkelerinde ucuz yem üretme uğruna domuz, at, eşek, kedi, köpek ölülerinin artıklarının ve mezbahadan toplanan kanların, küçükbaş ve büyükbaş hayvan yemi üretiminde kullanıldığı, Türkiye'ye de ithal yolu ile bu ürünlerin yıllarca giriş yaptığı çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Konuyu yıllarca araştıran Schlosser'in verdiği bilgilere göre, tahıl fiyatlarının artması ABD yönetimi üzerinde büyük ağırlığı olan hayvan üreticilerini, daha ucuz sığır yemlerine yöneltti. Özellikle büyümeyi hızlandıran yüksek proteinli maddeler, besicilerin gözdesi haline geldi. Büyükbaş hayvanların tamamına yakın bir bölümü, hayvan ölülerinin atıklarından yapılmış hazır yemlerle beslenmeye başlandı.15 Bu leşlerin yanı sıra, sığır yemlerine proteini bol olduğu için hayvan kanı da karıştırılıyor. Kesimlik sığırlar, yıllar boyunca hayvan barınaklarından satın alınan kedi ve köpek leşleriyle beslendi. Yaradılışı icabı yüksek selüloz içeren besinler, yani tahıl ürünleri yemeleri gereken sığırlar, bir çeşit etobur haline getirildi. Sığırlar kendi cinsi yedirilerek, bir nevi yamyamlaştırıldı. Sahi... Kurban'da neyi kestiğinizden emin misiniz? İthal hayvanların yemlerinde domuz kanı ve
İnsan