Bu kitap öyle ilginç bir kitap ki edebî değerlendirmeden öte bir sözlük maddesi gibi değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçmiş, şimdi, gelecek... Zaman dilimi ne olursa olsun değişmeyen kavramlar vardır ve hayatımızın en dip köşelerine kadar iner. İşte bu kitap o kavramları barındırıyor. Bunlardan belki en önemlisi faşizm ve diktatörlükler. Okuma yazmayı yeni öğrenmiş birinin bile kolayca anlayacağı bir dille bu kavramları anlatıyor. O kadar doğal ve basit bir dille anlatıyor ki zihni açık olmayanlar veya tabulara yaslanmış olanlar anlamadan farklı bir şekilde okuyabilir kitabı. Oysa bu kitap gerçeği gözümüze gözümüze sokuyor. Hayvan Çiftliği gibi bir alegoriye de hiç ihtiyaç duymamış. Bir şaheser ve ihtiyaç duyulan bir kitap.
"İnsan gereğinden çok konuşarak da, gereğinden çok susarak da günah işleyebilir."
Hakikat, gürültü ile sessizlik arasındaki o ince çizgide gizlidir: Gereğinden çok konuşmak anlamı yozlaştırıp kibrin önünü açarken, gereğinden çok susmak adaletsizliğe ortak olup bilgiyi hapseder. Bilgelik; kelimeleri israf etmeden, hakikati ise gizlemeden konuşabilme sanatıdır.
Yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye
İçerde üç beş kişi
Yalnızlık üç beş kişi
Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
-Söyle be! ne zamandır burda bu gemi
-Denizin değil hüznün üstünde.
Belki yarın gidecek
Bir anı gelecek bir başka anının yerine.
İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.
“Aşkın ne olduğunu bile bilmeden sevdim birdenbire. İnsanın en ateşli duygusunun ilk olarak böyle birdenbire bastırıvermesi çok garip bir şey değil mi?”