“Kafamın içine taşındım; önce buraları toplayacağım, sonra burdaki kırık parçalarla yüzleşmek için cesaretimi.”
“En ağır silleleri vursa da kader,
Ezilir belki ama eğilmez başım.”
Ne zaman yürümeye çalışsam düşerdim. Sanki arkadan bir güç iterdi de beni, yüzüstü yere kapaklanırdım; ya da sanki önümden bir şey bana abanırdı da, arka üstü yere otururdum. Beni ezmek isteyen havanın baskısıydı bu, beni derinliklerine çekmek isteyen toprağın çekişi gibiydi. Hepsinin ortasında da ben vardım. ayağa kalkmak için, ellerimle kollarımla mücadele eden, debelenen ben. Ama düşer dururdum, uçsuz bucaksız bir denize atılmış, batmaya başladığında suyla, yüzmeye başladığında rüzgârla kamçılanan bir nesne gibi, oradan oraya sürüklenirdim
Lao Tzu’nun da bilgece ifade ettiği gibi: “Binlerce kilometrelik bir yolculuk bile tek bir adımla başlar.” İşte o ilk adımı atın, hemen işe koyulun. Her şeyi değiştirme gücüne sahip bir adımdır bu.
Hiçbirimiz sonsuza dek yaşamayacak olsak da hikayeler yaşayacaklar. Hikayeyi anlatabilecek tek bir can kaldığı ve hikaye anlatıldığı müddetçe aşk, merhamet, cömertlik ve güç daimi olarak bu dünyada var olacaklar, size söz...
Ve bu da yeterli olacak.