Özlem

‘Bir okur olarak serzenişimdir’
1000Kitap Destek 1000Kitap Kitap sevgisiyle buluşmak, düşünce paylaşmak, yeni yazarlar keşfetmek için geldiğimiz bu platform ne yazık ki her geçen gün amacından uzaklaşıyor. Sürekli yapılan güncellemelerle teknik sorunlar bitmek bilmiyor profildeki istatistikler sıfırlanıyor paylaşımlar görünmüyor. Daha da kötüsü; kitaplarla ilgisi olmayan, içerik üretmek yerine dikkat çekmeye çalışan kullanıcılar akışı dolduruyor. Bu gerçek okurları hem yoruyor hem de uzaklaştırıyor. Üstelik bu platforma emek veren ve ücret ödeyen biri olarak karşılaştığım ilgisizlik beni ciddi anlamda hayal kırıklığına uğrattı. Kitapların ve fikirlerin konuşulması gereken yerde popülerlik yarışına girilmesini üzülerek izliyorum. Artık kitaplardan çok videolar, selfie’ler, alakasız görseller görüyoruz. Kitapla alakası olmayan bu içerikler yüzünden platformun ruhu kayboluyor. Burası kitap severlerin yeri olmalı; değil mi ama?
Reklam
Puan vermedi·159 syf.·
2021 18. kitabı
Duâ İbadetin beyni, İnsanın sığınağı, Yetemiyorumun adı, Titreyen ses ve kalbin sözcük hali, Düşünecenin şekillendiği yer, Bilincin serpildiği cümleler, Yaşam şekli, Tefekkür kapısı, Sesin secdesi, Kalbin ağlak yeri, İstemenin ve kabulün araf hali, Varoluş amacının ısrarcı tekrarlanan hali... Duâsız hayat amaçsız hayattır demeye getiriyor yazar. O kadar haklı ki... Kur’an’da Allah duâ hakkında şöyle söyler: Furkan Suresi, 77. ayet: De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Araf Suresi, 55. ayet: Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. Şuara Suresi, 72. ayet: Dedi ki: "Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?" Hayatın rehberi kur’an peygamberlerin dualarını da aktararak bu işin bir toplum işi olduğunu da gösterir. Kur’an’dan dualar ile bilinç daha çok oluşmaktadır. İstek, gayret ve netice. İnsana çalıştığı ve istediği vardır. Duada ısrarcı olunmalıdır. Bu hali yazar; bir çocuğun annesinden bir şey istemesindeki ısrarı ile tasvir eder. İsteklere yoğunlaşmak ve vazgeçmemek. Ali Şeriati der ki; duâ insanı Allah’a, Allah’ı da insanın kalbine yaklaştırır. Çünkü neyle meşgul olursanız kalbiniz onunla dolar. Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Kelimeler bilincinizin yansımasıdır. Sözcük sözcük büyümektir duâ. Bu kitapla birlikte duâ etmeye farklı bakacaksınız emin olun. Çünkü başlı başına ağır ve ihtiyaç duyulan bir ibadettir duâ. Kitabın girişinde müthiş bir bilincin duaları var. Okumaya doyamıyorsunuz. O satırlara gözü değipte tekrar tekrar okumayacak kimse yoktur.
DuaAli Şeriati · Fecr Yayınclık · 20131,183 okunma
" Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret Ve asıl biz biliriz kederi."
Edebiyat
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 18:34
Okudum okudum okudum,her sayfaya farklı hak verdim. Bir kitaba %100 mükemmel demek mümkün mü bilmiyorum son bazı kısımlarına katılmasam da %95 oranında "Kurban Tuzağından Kurtulmak" müthişti. Herkes okumalı diyorum.. Peki bu kadar iyi olan ne bu kitapta; hemen bahsedelim, Kurban-kurtarıcı-zorba oyunu ve bu ailelerde,ilişkilerde oynanan bi oyun sakın ben kurban değilim ya da bunlardan hiç biri değilim diye düşünmeyin zaman zaman hepimiz bu rolleri oynamışız. Hiç oynamayan yoktur bence hatta ben artık etrafıma baktığımda sürekli bu kurban, bu kurtarıcı diye tesbit yapmaya başladım. Ama oyunu fark ettiğiniz zaman bu oyundan sıyrılmanız daha kolay oluyor. Zaten sırf bu yüzden önemli okumak.. Sevginin acımak ve kurtarıcılıkla karıştırıldığını söylüyor, zaten kurtarma bitti mi arada sevgi olmadığı da farkediliyor işte o zaman bir oyunun tuzağında evlenmiş buluyorsunuz kendinizi ve oyun zorbalıkla devam ediyor,daha çok kurtarcıı tarafından,çünkü artık kurtaracak bir şey kalmadığından kendini değersiz hissediyor ve bu sefer psikolojik veya fiziksel zorba oluyor. Hımm bir de kitapta bu üç karakterin her zaman kendi aralarında değiştiği yazıyor. Yani kurtarıcı olan hep kurtarıcı kalmıyor zorba ve kurban da oluyor.Hatta kitapta kurtarıcı olmanın nesi kötü insanlara yardım etmeyelim mi diye soru soruluyor ve o da güzel ama unutmayın kurtarıcı olduğunuz zaman bu oyunun diğer karakterlerine de mutlaka girersiniz diye cevaplıyor. Burda en büyük ayrım "kurtarcı olmayın yardımcı olun" diyor. Herkes kendi hayatının sorumluluğunu kendi almalı,siz onun yerine onu kurtarırsanız hiç bir zaman kendisi bir şey yapmayacak her seferinde size gelecek tam siz düzelttim derken tekrar bir şey çıkacak ve hatta en ufak durumda sizi suçlayacak..Fark sorunun çözümünü kimin aldığında yatar,çözüm
Kurban Tuzağından KurtulmakDiane Zimberoff · C Planı · 20171,405 okunma
Varolmaya çalışmak yük olurmuş insana
7/10
·260 syf.··
2025 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 19:45
Jean-Paul Sartre’ın Bulantı’sı, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir varoluş krizinin kaydıdır. Antoine Roquentin’in gözünden, dünyanın çıplak gerçeğiyle yüzleşiriz: her şeyin ne kadar "orada" olduğu, ama aynı zamanda ne kadar "neden orada" olduğunu açıklayamayan bir boşluk hissi. Bu kitap, bir ağacın köklerinden tutun da bir kalemlik masasına kadar, varlığın ham maddesinin insana nasıl dayanılmaz bir ağırlık yüklediğini anlatır. Roquentin, sıradan bir insan değil, ama bir kahraman da değil. Sıradan hayatın dışına çekilmiş, bir biyografi projesi üzerinde çalışarak kendini oyalayan bir adam. Ancak bu oyalama, çevresine ve kendi varlığına kayıtsız kalmasını sağlamıyor. Günler ilerledikçe, en küçük detaylar bile zihninde devleşiyor. Bir taş parçası, bir şarkı, hatta bir insan sesi... Hepsi, ona varoluşun "neden" değil, yalnızca "nasıl" olduğunu hatırlatıyor. İşte bu farkındalık, onun içinde bir bulantı uyandırıyor. Bu "bulantı", yalnızca fiziksel bir tepki değil; Sartre’ın varoluş felsefesinin tam kalbinde duran bir duygu. Her şey, kendiliğinden ve nedensiz bir şekilde "var". Varlık, herhangi bir tasarım ya da amaç olmaksızın kendini dayatıyor. Roquentin’in karşısında duran bir ağacın kökleri, yalnızca "orada" oldukları için var. Ama neden orada? Bu sorunun cevapsızlığı, onun zihnini yutuyor. Sartre, Bulantı’da varoluşun yalnızca insan tarafından anlamlandırılabileceğini, ama bu anlamın dışarıdan gelmeyeceğini açık bir şekilde gösterir. Roquentin, dış dünyada bulamadığı anlamı, kendi içinde yaratmaya çalışır. Ancak bu yaratım, onun için bir rahatlama değil, ağır bir sorumluluk haline gelir. Çünkü anlam, hazır olarak sunulmaz; insan, onu her seferinde yeniden inşa etmek zorundadır. --- Bu bakışla, Bulantı yalnızca varoluşçuluğun değil, modern insanın
Felsefe
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128,1bin okunma
Reklam