Özlem

Özlem
@Ozledogan
Diren. Devam et. İşini yap. Kendi yolunu bulacaksın. Clarissa P. Estes
Varolmaya çalışmak yük olurmuş insana
7/10
·260 syf.··
2025 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 19:45
Jean-Paul Sartre’ın Bulantı’sı, yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir varoluş krizinin kaydıdır. Antoine Roquentin’in gözünden, dünyanın çıplak gerçeğiyle yüzleşiriz: her şeyin ne kadar "orada" olduğu, ama aynı zamanda ne kadar "neden orada" olduğunu açıklayamayan bir boşluk hissi. Bu kitap, bir ağacın köklerinden tutun da bir kalemlik masasına kadar, varlığın ham maddesinin insana nasıl dayanılmaz bir ağırlık yüklediğini anlatır. Roquentin, sıradan bir insan değil, ama bir kahraman da değil. Sıradan hayatın dışına çekilmiş, bir biyografi projesi üzerinde çalışarak kendini oyalayan bir adam. Ancak bu oyalama, çevresine ve kendi varlığına kayıtsız kalmasını sağlamıyor. Günler ilerledikçe, en küçük detaylar bile zihninde devleşiyor. Bir taş parçası, bir şarkı, hatta bir insan sesi... Hepsi, ona varoluşun "neden" değil, yalnızca "nasıl" olduğunu hatırlatıyor. İşte bu farkındalık, onun içinde bir bulantı uyandırıyor. Bu "bulantı", yalnızca fiziksel bir tepki değil; Sartre’ın varoluş felsefesinin tam kalbinde duran bir duygu. Her şey, kendiliğinden ve nedensiz bir şekilde "var". Varlık, herhangi bir tasarım ya da amaç olmaksızın kendini dayatıyor. Roquentin’in karşısında duran bir ağacın kökleri, yalnızca "orada" oldukları için var. Ama neden orada? Bu sorunun cevapsızlığı, onun zihnini yutuyor. Sartre, Bulantı’da varoluşun yalnızca insan tarafından anlamlandırılabileceğini, ama bu anlamın dışarıdan gelmeyeceğini açık bir şekilde gösterir. Roquentin, dış dünyada bulamadığı anlamı, kendi içinde yaratmaya çalışır. Ancak bu yaratım, onun için bir rahatlama değil, ağır bir sorumluluk haline gelir. Çünkü anlam, hazır olarak sunulmaz; insan, onu her seferinde yeniden inşa etmek zorundadır. --- Bu bakışla, Bulantı yalnızca varoluşçuluğun değil, modern insanın
Felsefe
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 11:03
Bu kadar kısa olup da nasıl bu kadar etkiler ki bir kitap. Sanki yaşadım... Umarım bir gün oyunu da izlemek nasip olur. Güngör Dilmen 'le tanışmama vesile olan https://1000kitap.com/Adem_yce ye teşekkür ederim.Bütün oyunlarını okurum ınsallah:) Etkinliğe katılamadım ama okumak bugüne kısmetmiş artık.Kıtapla ilgili bir cok inceleme yazılmış,bu kadar az kısı okumasına rağmen.Diğer incelemelerde kitaptan çok güzel bahsedilmiş konusu cok güzel anlatılmış ama ben dayanamadım bikaç şey de ben söylemek istedim... Doğu,anadolu kadını,küçük gelinler ve töre cinayetleri bu konular hakkında bir sürü kıtap yazıldı,film yapıldı ve diziler çekildi.Ne oldu peki ders aldık mı ya da ibret aldık da,neleri değistirdik!Hiçbir şey değişmedi!Yıne küçük gelinler var,kuma olan kadınlar var cinayetlerden hiç bahsetmıyorum bile. TV'den izleyip,gazetelerden okumak,kitaplardan okumaktan cok şahit olmak daha bir kötü.İzlerken okurken evet evet bizde de vardı filan da böyleydi diyorsunuz kendinizden birçok şey görüyorsunuz çünkü... Gülsüm'ü görünce bana da böyle oldu bir nevi kendimi gördüm.Ben de küçük gelindim çünkü.Evlendiğim de 17 yaşıma 4 ay vardı.Gülsüm gibi sessiz değildim belki ama ben ses çıkardım da pek birşey olmadı.Evden kaçtım,yakalandığım da jandarmaya beni ailem zorla evlendiriyo beni vermeyin dediysem de boş sonuç aynıydı birşey yapmadılar... Evleneceğim gün benim için öleceğim gündü.Yaşarken öleceğim gün:( O günlere gittim gittim geldim.Ağlaya ağlaya okudum bitirene kadar. Atamızdan dedemizden böyle gördük,ama hiç düşünmediler ya yanlış düşünüyorlarsa ya yanlış yapıyorlarsa. Eskiden güçlü olan erkekler,zayıf olan erkeklerin karılarını kaçırıp kendilerine eş yapıyorlarmış.İnanmak çok zor ama doğru. Zehra'lar Gülsümler bitmeyecek zihniyet değişmedikçe.Zehra'nın çığlıkları,isyanı
KurbanGüngör Dilmen · Bilgi Yayınevi · 1967119 okunma
Filiz mi Serpil Çakmak mı:)
8/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 10:00
"Başlık sadece kitap biraz Yeşilçam filmlerine benziyor diye atılmıştır" Orhan'ları,Kemal'leri hep karıştırıyorum.Kütüphaneden Orhan Kemal alayım derken,Kemal Tahir almışım mesela:) ne alaka diyeceksiniz,valla karıştırıyorum:)) Sahaf'tan aldığımız üçüncü basım bir kitabını bulduk.Ve sayfanın ilk başında i.hizliresim.com/rxx956.jpg isim, aklıma o an bi sürü şey geldi.Ankara'da bir insanın elindeyken bu kitap taa Maraş 'a benim elime ulaşmıştı.Eski kitapları okumak daha bir güzel oluyo... Etkinlik http://1000kitap.com/gonderi/66900253 sayesinde tanıdım. Ebru InceEbru Ince ablaya,teşekkürler etkinlik için,karantina günlerinde iyi geldi kafamızı tam toplayamasakta. Orhan Kemal'in hayatı beni etkiledi kitabın yazarın hayatıyla alakası yok ama,keşke ilk başta özyaşam niteliğinde olan Baba EviBaba Evi veya Avare YıllarAvare Yıllar kitaplarını okusaydım yazarı kendinden okumuştum olurdum.Neyse Filiz'in hayatında fena değildi hani:)Biraz yazardan bahsedeyim Filiz'e döneceğim.Babasının siyasi hayatı yüzünden Beyrut'a yerleşen ve maddi sıkıntılar yüzünden orta öğrenimini yarıda bırakıp,bulaşıkçılık matbaa işçiliği yapmış.Sonra Türkiye'ye babaannesinin yanına taşınıp tekrar fabrika işçilik ve katiplik yapmış.İlgimi en çok çeken askerliği döneminde "Maksim Gorki ve Nazım Hikmet kitaplarını okuduğu ve yabancı rejimleri aleyhinde propaganda yaptığı için 5 yıl hapis cezasına mahkum edilişi ve cezaevinde Nazım Hikmet'le tanışıp 3.5 yıl aynı koğuşu paylaşmış olması.Her yazar gibi Orhan Kemal de çok zor bir hayat geçirmiş... Gelelim kitaba.İstanbul'da yaşayan normal bir aile.Geçim sıkıntısından dolayı 16 yaşında ki olan baş kahramanımız Filiz,bir kitap deposunda işe başlar.Aynı zamanda kızımız çok güzel ve bunun
Edebiyat
Bir Filiz VardıOrhan Kemal · Tekin Yayınevi · 1982647 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2020 12:10
"Ben doğup büyümedim yoğuruldum"syf:2 Bu alıntıyla başlamak istedim incelemeye,kitap da bu sözle başlıyor zaten ve yazarın hayat özeti niteliğinde.Emma'nın hayatından bahsetmeyeceğim diğer incelemelerde yer veriliyor... Kendi hayatımdan bahsedeceğim biraz.Kitap okumaya evlendikten sonra başladım yaklaşık 20 yaşında filan olmam lazım ama siteye de 2015 yılında kayıt olup yaklaşık 3-4 yıldır aktif olmaya çalışıyorum.Çok şey kattı tabi ki hepinize kattığı gibi bana da.Çok güçlü kadınlarla karşılaştım burada Ferah abla,Ebru InceEbru Ince abla,gibi hep imrenerek bakmışımdır,güçlü kadınlara.Belki de kendimi güçlü olarak görmediğim için... Okumayı çok istemiştim ama okuyamadım ailevi problemlerden dolayı.Ortaokul mezunuyum ve 17 yaşında evlenmek zorunda kaldım aile baskısından dolayı.Taşra da yaşıyorsanız büyüklerine karşı gelemezsiniz.Her kızın bir evlilik çağı vardır ve o zaman geldiğinde evlenirsiniz.Başka yolu yoktur.Emma'nın da dediği gibi "Evlilik,alelade her kıza,neredeyse daha emekleme çağından itibaren en büyük hedef olarak gösterilmiştir"syf:25 Kocanıza hep itaat etmeniz gerekir,ömrünüzü vermeniz.Çünkü o erkektir sizden üstündür. Ayrılamazsınız gelinlikle gittin,kefenle dön derler.Ama temeli çürük olunca ne kadar yukarıya çıkarsan o kadar yıkım ağır olur,sorunlar büyür büyür bir yerde patlar.Benimki de bir nevi öyle oldu aslında.Boşanmaya karar vermem benim için devrimdi.Ama tabi çok ağır sonuçları oldu,çocuklarımdan ayrı kalmam gibi... Tehdit edildim,belki televizyonda izlediğiniz kadın cinayetlerinden birine kurban gidebilirdim.Etrafımdaki insanlar tarafından çok sözler işittim.Herkes şiddet görüyor,herkes hor görülüyor kadın olmak kolay değil gibi.Fedakar olan hep kadın olur çünkü yapısında vardır kadının.İnsan isteyince herşeyi yapar,yeter ki
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim DeğildirEmma Goldman · Agora Kitaplığı · 20061,708 okunma
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
158 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2019 23:09
"Bir zamanlar"bir tarih kitabı için ne kadar doğru bir başlık değil mi? "Bir zamanlar ufacıktın ve ayakta elini annene bile uzatamıyordun.Bunu anımsayabilecek misin?(syf:19) Anımsayamayız ama bizden sonra gelen bebeklerden ve bize anlatılanlardan biliriz... Öncelikle yazarı biraz anlatmak istiyorum. Sanat tarihi ögrenimi gördüğu halde bir tarih kitabı yazıyor.Viyana Üniversitesinde doktorasını tamamladıktan sonra iş bulmakta zorlanıyor.Ekonomik zorluklar çekmeye başlıyor.Bir lektör arkadaşından bir kitabı Almancaya çevirmesi isteniyor.Ama yazarımız bu kitabı beğenmiyor ve ben daha iyisini yazarım deyip bir cesaretle bu elimizde bulunan kitabı kaleme alıyor.Kitap tabiki genç okurlar için kendine özgü eğlenceli bir anlatımla hiç okuyucuyu sıkmadan anlatıyor.Bazen sanki bir tarih kitabı degil de hikaye okuyorum sanıyorsunuz. Kitap kısa sürede 5 dile çevriliyor ama naziler tarafından yasaklanıyor,yazar ayrıca yahudi asıllı belkide o yüzdendir.Kitabın ikinci basımı 30 yıl sonra oluyor ve yine büyük bir ilgi görüyor... (Syf:316) Yazar zamanı bir ırmağa benzetiyor.Bir uçağa binip bu ırmağın çıkış noktasından itibaren üzerinde uçmaya başlayalım.Irmağın başlarında,sisler içinde mağaralarda yaşayan ve mamutların peşinde koşan onları avlamaya çalışan insanları göreceksiniz... Ve insanı da(syf:319) Zamanında dalgaları üzerinde minik bir damlacık;her şeyi dalganın sürüklemesine bağlı ve ne olacağı belli değil;Puslu bir gelecek içinde yitip gidiyoruz.Durmadan yeniler geliyor,durmadan ve yok olup gidiyorlar. Tarihi hiç sevmeyen biri olarak tarihi sevmeye başladım.Sizde benim gibi tarihi sıkıcı buluyorsanız bu kitapla başlayabilirsiniz.Ayrıca bu kitabı bana öneren,sevgili İşsizler işsizi,kendisi tarihi sevdiren insan https://1000kitap.com/Nordavind ya çok teşekkür ederim:)
Genç Okurlar İçin Kısa Bir Dünya TarihiE. H. Gombrich · İnkılap Kitabevi · 2018297 okunma