Pascal

Pascal
@Pascal_Pia
Galatasaray University-London School of Economics and Political Science (MA)
34 okur puanı
Eylül 2024 tarihinde katıldı
Kalabalıkları sevmem
“Alıntımı okumadan beğenmeyin…” “Ben biliyorum kim “gerçek” okur, kim değil…” Sanki elinde “okurmetre” var. Ölçüyor, biçiyor, görüyor, hatta hissediyor kim “daha fazla…” sını tıklamış, kim gerçekten sonuna kadar okumuş. Geçin bunları… Siteyi verimli kullanmak ve alıntılardan faydalanmak mı istiyorsunuz. Önce takip sayınızı azaltın, sonra da takipçi kasmak için sürekli dikkat çekici, bence irite edici saçma sapan iletiler paylaşmayı bırakın. Böyle paylaşım yapan ilgi manyağı tipleri de takip etmeyin. Sayfanızda ilgi alanınız olan nitelikli alıntılar olsun. Sadece 3-5 alıntı okumanız, ilgi manyağı kuru gürültüleri akışınızda görmekten iyidir.
Farfallina isimli okura yanıt verildi
Pascal
Söylediklerine tamamen katılıyorum. Takip edilen ya da eden sayısı burada hiçbir zaman gerçek etkileşimi yansıtmadı zaten. Zamanla aynı döngülerde buluşamadığımız, yollarımızın sessizce ayrıldığı hesaplar oluyor ve bu çok doğal. Sessize almak da bazen bir mesafe koymaktan çok bir alan açma ihtiyacı aslında. Senin de dediğin gibi, okur refleksleri zamanla bizi şekillendiriyor. Herkesin bu alandaki varoluş biçimi farklı: Kimisi her alıntıya bir selam çakıyor, kimisi sessizce izliyor ama hissediliyor, kimisi ise düşünceye düşünceyle karşılık veriyor. Ben en çok bu üçüncü hâli önemsiyorum sanırım:)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Avrupa'da Sergimi Açmaya Az Kalmışken…
Frankfurt’a, dünya kitap fuarının ardından, sevdiğim sanat müzelerini ve vazgeçemediğim karikatür müzesini ziyaret etmek için giderim. Karikatür sergileri, zamansız eleştirileri ve ironik anlatımlarıyla bu çağın ruhuna dair önemli ipuçları barındırıyor. Günümüzde her şeyin sosyal medyada apaçık sergilendiği, mahremiyetin anlamını yitirdiği bir dünyada, karikatür sanatı belki de en güçlü ve en sessiz direniş biçimlerinden biri hâline geldi. Modern çağ, sevgiyi dahi dönüştürdü: Sevgileri yarınlara bırakan nesillerden, sevgiyi emojilerle ifade eden nesillere evrildik. Her şeyin teşhir edildiği bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medya, aşkı, öfkeyi, şiddeti, küfrü, iftirayı, yozlaşmayı kamusal bir sahneye dönüştürdü. Mahremiyetin yerini ilgi açlığı ve beğeni hırsı aldı. Oysa bir zamanlar, alınan yeni bir eşyanın fiyatını söylemek, özel hayatı gözler önüne sermek görgüsüzlük sayılırdı. Şimdi ise her şeyin sergilenmesi, gösterinin parçası hâline gelmesi bekleniyor. “Özel Hayat mı! Ne kadar seçkinci, Viktorya çağına özgü bir kavram. Son günlerde bu kavram en az tevazu kadar antika geliyor insanın kulağına.” Ursula K. Le Guin Kadınlar Rüyalar Ejderhalar Başlayan ve biten ilişkiler, gösterişli aşk ilanları, estetik müdahaleler, lüks arabalarla verilen pozlar, kahve fincanlarının yanına iliştirilen sahte samimiyet… Tüm bunlar, tahammül sınırını hiçe sayarak her gün gözlerimizin önüne seriliyor. Bu dönüşümü en iyi açıklayan düşünürlerden biri Guy Debord Gösteri Toplumu adlı eserinde, modern dünyada her şeyin bir “görüntü”ye indirgendiğini savunur. Ona göre, gerçeklik artık imgeler üzerinden inşa edilir ve bireyler bir gösterinin figüranları hâline gelir. Byung-Chul Han da benzer şekilde, modern dijital çağın insanı “şeffaflık ideolojisi” ile kuşattığını, mahremiyetin yok edilmesiyle birlikte bireyin sadece bir performans
Sanat
Pascal isimli okura yanıt verildi
Pascal
Farfallina ayıp etmişler:) maalesef bundan koruyamazsın. Boşver Kontes, sen mahrum etme bizi💐
Avrupa'da Sergimi Açmaya Az Kalmışken…
Frankfurt’a, dünya kitap fuarının ardından, sevdiğim sanat müzelerini ve vazgeçemediğim karikatür müzesini ziyaret etmek için giderim. Karikatür sergileri, zamansız eleştirileri ve ironik anlatımlarıyla bu çağın ruhuna dair önemli ipuçları barındırıyor. Günümüzde her şeyin sosyal medyada apaçık sergilendiği, mahremiyetin anlamını yitirdiği bir dünyada, karikatür sanatı belki de en güçlü ve en sessiz direniş biçimlerinden biri hâline geldi. Modern çağ, sevgiyi dahi dönüştürdü: Sevgileri yarınlara bırakan nesillerden, sevgiyi emojilerle ifade eden nesillere evrildik. Her şeyin teşhir edildiği bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medya, aşkı, öfkeyi, şiddeti, küfrü, iftirayı, yozlaşmayı kamusal bir sahneye dönüştürdü. Mahremiyetin yerini ilgi açlığı ve beğeni hırsı aldı. Oysa bir zamanlar, alınan yeni bir eşyanın fiyatını söylemek, özel hayatı gözler önüne sermek görgüsüzlük sayılırdı. Şimdi ise her şeyin sergilenmesi, gösterinin parçası hâline gelmesi bekleniyor. “Özel Hayat mı! Ne kadar seçkinci, Viktorya çağına özgü bir kavram. Son günlerde bu kavram en az tevazu kadar antika geliyor insanın kulağına.” Ursula K. Le Guin Kadınlar Rüyalar Ejderhalar Başlayan ve biten ilişkiler, gösterişli aşk ilanları, estetik müdahaleler, lüks arabalarla verilen pozlar, kahve fincanlarının yanına iliştirilen sahte samimiyet… Tüm bunlar, tahammül sınırını hiçe sayarak her gün gözlerimizin önüne seriliyor. Bu dönüşümü en iyi açıklayan düşünürlerden biri Guy Debord Gösteri Toplumu adlı eserinde, modern dünyada her şeyin bir “görüntü”ye indirgendiğini savunur. Ona göre, gerçeklik artık imgeler üzerinden inşa edilir ve bireyler bir gösterinin figüranları hâline gelir. Byung-Chul Han da benzer şekilde, modern dijital çağın insanı “şeffaflık ideolojisi” ile kuşattığını, mahremiyetin yok edilmesiyle birlikte bireyin sadece bir performans
Sanat
Pascal
Hoşgeldin Kraliçem, haber verseydin kırmızı halıyı hazırlar, sererdik.:) Bir daha gitme diye. Senin çizimlerini de görecek miyiz?
Kim bilir bizim Farfallina da hangi ormanlarda, hangi denizlerdedir? Bir ses verse keşke kıtalararası yolculuklarından😊

Sedat Temel

@Hermes0
·
Mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır, bomboş sahillerdeki coşkudadır. İnsan elinin değmediği bir yerdedir, denizin diplerinde ve gürlemesindedir. İnsanları severim, ama doğayı daha çok severim... Lord Byron
Sedat Temel isimli okura yanıt verildi
Pascal
Umarım🙏bir dahaki sefere artık dönmem diyordu. Yokluğu belli oluyor.