Güneş ışınları yavaş yavaş terkediyordu tarlaları. Karanlık gökyüzünden inerken, gözümü kırptığım anda alaca karanlığın uçup gideceğini biliyordum. Uçsuz bucaksız toprakların gürbüz göğsünü sergileyişini izliyordum. Davetkar bir çağrıydı. Bir annenin yavrusuna seslenişi gibi, topraklar geceyi çağırıyordu.
Alper canıgüz'ün okuduğum ikinci kitabı türünün hakkını veren bir kitap. Eğer siz de garip şeyler okumayı seviyorum diyorsanız doğru yerdesiniz. Bu yazarın kalan kitaplarını da okuyacağım. Bir yazarın ilk kitabı bu kadar güzelse gerisi mutlaka okunmaya değerdir.