Romanımda çarpıcı, sarsıcı, rahatsız edici bazı sahneler olduğunu kabul ediyorum. Ancak, sanatın, edebiyatın işlevlerinden biri de zaten budur: Okuru sarsmak, uyarmak, rahatını bozarak o güne değin farkında olmadığı ya da yeterince önem vermediği birtakım gerçekleri algılamasını, kavramasını sağlamak.
uzun ve yapılı olmasına rağmen hareketlerinde bir akışkanlık var: varlığını gerekçelendirmek zorunda kalmamış olduğunu, eğilip bükülüp gizlenmeye ihtiyaç duymadığını anlıyorum ve bunun nasıl bir his olduğunu merak ediyorum, bedenin ayıplanamaz olduğunu bilmenin.