Pınar

Nefes Dağın uykusuna, kuşun gözüne, Sabahın sesine, taşıdım seni. Kerem’in yaralı, ince dizine, Irmağın yasına taşıdım seni. Canın içinden, canımı duyan, Canımın içine taşıdım seni. Elma kabuğunda, nar tanesinde, Gizlenen mermere taşıdım seni. Gecenin ördüğü, gün kafesinde, Dolaşan kedere taşıdım seni. Canın içinden, canımı duyan, Canımın içine taşıdım seni. Arının yazına, kışın otuna, Yaprağın güzüne taşıdım seni. Yürekten yüreğe mekik dokuyan, Sevginin göçüne taşıdım seni. Canın içinden, canımı duyan, Canımın içine taşıdım seni. -Ülkü Tamer
Şiir
Bir kuş uçmak istiyor, kalmış geride, kopmuş sürüsünden sevgileye kavuşma azminden, nasılda ıslak, çekingen diğer yarısına ulaşmak için kanat çırpıyor. “Aşka uçamadıktan sonra kanatlar neye yarar” der Mevlana “aşka vardıktan sonra kanadı kim arar “der Yunus “aşka uçma kanatların yanar “der Şirazlı Sadi
Şiir
Yağmur çiseliyor, korkarak yavaş sesle bir ihanet konuşması gibi. Yağmur çiseliyor, beyaz ve çıplak mürted ayaklarının ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi. Yağmur çiseliyor, Serezin esnaf çarşısında, bir bakırcı dükkanının karşısında Bedreddinim bir ağaca asılı. Yağmur çiseliyor. Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir. Ve yağmurda ıslanan yapraksız bir dalda sallanan şeyhimin çırılçıplak etidir. Yağmur çiseliyor. Serez çarşısı dilsiz, Serez çarşısı kör. Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü. Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü. Yağmur çiseliyor. Nazım Hikmet
Şiir