Zeze yok artık. Geçmişteki budala çocuktu o. Bir sokak çocuğu adıydı... Şimdi çok değiştim. Terbiyeli, kibar bir çocuğum ben..."
-"Ve hüzünlü. Özellikle hüzünlü. Belki de yeryüzünün en hüzünlü çocuklarından biri, değil mi?"
"Biliyorum."
-"Yeniden Zeze olmak ister miydin?"
"Hayatta hiçbir şeyi geri gelmez. Bir bakıma, isterdim. Bir bakıma da, hayır. O sürekli dayak yeme ve aç kalma hikâyesi..." Hep peşimden gelmek isteyen o eski acıyı anımsıyordum. Yeniden Zeze olmak, bir şekerportakalı fidanı edinmek, Portuga'yı yine yitirmek mi?
-"İtiraf et gerçeği. O sıralar, uzun süreden beri duymadığın bir şeyin vardı. Minimini ve çok iyi bir şey: sevgi."
Maurice, yüreğimde bir cururu kurbağası olduğuna sahiden inanıyor musun? Bu sana biraz acayip gelmiyor mu?"
"Neden inanmayayım? Hayatta öyle çok şeye inanıyoruz ki. Hem ayrıca bütün düşlerin gerçek olduğu bir yaştasın.