"Kötülük ölmüyor. Asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir kimliğe bürünüyor. Bize sadece bir kez dokunması, bir daha çarpılmaya karşı bağışık olduğumuz anlamına gelmiyor. Yıldırım da aynı yere 2 kere düşebilir..."
Tanrı'nın Tanrısı yok. Biz ona inanıyoruz, ama o hiçbir şeye inanmıyor.
Belki de tek gerçek tanrısız, Tanrı'nın kendisi. Tanrısızlık Tanrı'ya mahsus!
Bu yüzden, kurallarda asalet ve adalet arama!
Çünkü Tanrı, ne asil ne de adil olmak zorunda.
Üzüntü falan yok içimde,dedi.Ama anlayabilecek misin bunu:Her şeyden,en başta da kendimden tiksiniyorum,nefret ediyorum.Her şey üzerine ne iğrenç şeyler düşünüyorum,bilemezsin.
"...Efkarlı olduğu halde mutsuzluğunu gizleyebilecek, yakınlarının neşesini yok etmeden kederini kendi başına üstlenebilecek kadar kişilik sahibi olan bir tek insan gösterin bana! Bu efkar, daha çok, kendi kişiliksizliğimizle ilgili içsel bir kaygı, kıskançlıkla iç içe, aptalca bir kendini beğenmişliğin kışkırttığı bir değersizlik duygusu değil midir? Mutlu edemediğimiz insanların mutlu olduklarını görüyoruz ve buna dayanamıyoruz..."