Ramazan Akın

Ramazan Akın
@RamazanRBA
Türkçe Öğretmenliği
İstanbul
İnegöl\Bursa, 4 Ocak
27 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Vakur Bir İfade
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 23:30
Uzun zamandır inceleme yapmıyordum. Belki de bu kadar değerli bir kitapla henüz karşılaşmadığımdandır. Bilmiyorum. Tek bildiğim artık zorundayım. ... Tek bildiğim bu kitap bir senfoni gibi. Yıllardır dinlediğim bir şarkının tezahürünü bu kitapta buldum. Sanki bu şarkının sözleri tamamen bu kitap için yazılmış. Bunu farkettim ve size bu ayrıcalığı sunmak istedim. Bu inceleme bu ruhla yazıldığı için şarkıyla beraber okumanız tercih edilir:) .. youtu.be/MV8t097-NT0 (Abluka Alarm ft. Sagopa Kajmer - UNUT DEDİ HATIRAM ) ... Makar Devuşkin... Herkesin olmak için çabalayıp asla kimsenin olamayacağı bir tip. Varenka adlı her türlü yardıma muhtaç, öksüz bir uzaktan akrabasına olan fedakarlıkla devam eden aşkı... Makar Devuşkin... Kendi yırtık paltoyla gezerken aldığı üç kopek parayla onun ihtiyaçlarını giderecek kadar insan(aşık). Şarkıdaki şu söz sen değil misin Makar Devuşkin: ''Birbirine sürtecek iki liram yok cebimde'' Makar Devuşkin'i şu sözler çok iyi anlatıyor zannımca: ''Bir hayale adanmış yarım bir öyküyüz, Arar ve sorarlar, yokuz ki sürgünüz, Hangimiz ters, hangimiz düz, Hangimiz yaz, hangimiz güz, Meçhul bir dörtlüğüz.'' Tek hayali Varenka'yla ömür boyu komşu olup onun ihtiyaçlarını giderebilmek. Onu yakından görmese de olur. Laf olur sonra. (Oldu.) O bir katip. İş yerindeki görevler gelip geçiçi. O gün sonu sevgili Varenka'sına yazacağı mektuplara odaklanıyor. Varenka'da yoksul. Ama gururlu. Makar'ın kendisine dahi parasının yetmemesine rağmen sadece kendisi için çalıştığını biliyor. Hatta ona kızıyor.'' Nolursun kendine yeni bir palto al diyor, ayıp.'' Ah bir bilsen Varenka, onun için asıl ayıp olan şey, sen orada yardıma muhtaçken onun bir sigarayı bile kendine keyif olarak görüp içmesidir. İnsanlar ne derlerse desinler Varenka. O çizmeleri yırtık
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201876,8bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yaşadıklarımı Bir Zamanlar Okuduklarımda Görmek...
10/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2019 15:00
Bu kitabı 2 yıl önce, üniversitemin ilk yılında artık 'bir yerden başlamalıyım' diyerek almış ve okumuştum. Çünkü kendimi okuma yönünden eksik buluyordum ve en doğru kitabın bu olduğunu düşünmüştüm. O zamanlar hiç kitap okumayan birisi olarak tek gecede bitirmiştim bu şaheseri.Bilmiyorum. O zamanlar içimde çok müthiş bir duygu yoğunluğu oluşturmuştu bu kitap çünkü ben de bir kadın hakkında Raif Efendi'nin hissettiği duyguları ilk o zamanlar almaya başlamıştım. Demiştim ki ben de bu adam gibi sevmeliyim. Saf ve temiz. Ancak nereden bilebilirdim benim sonumun da Raif Efendi'ninki gibi bol hüzünlü ve yaşama sevincini yitirecek cinsten olacağını. Tabi o zamanlar bu hikayenin benimkine benzeyeceğini bilemezdim çünkü o zamanlar yani 2 yıl önce her şey bir zamanlar Raif Efendi'de olduğu gibi gerçekten güzel ve karşılıklı gelişiyordu. Amma velakin. 2 yıl sonrasında okuduğumda farkettim bu kitapla kendi hayatımda oluşan iç acıtıcı bazı benzerlikleri. Bu kitabın sonu tıpkı benim sonumdu. Aradaki tek fark sadece ben kısa bir sürede gerçeği fark etmiştim. Raif Bey ise 10. Yani tabi ki tüm hikayelerimiz benzer değildi. Benim mesela bir çocuğum olmadı ya da ondan hiçbir zaman uzaklaşmamıştım. Sadece Raif Bey'le düşündüklerimiz, bir kadını sevme şeklimiz ve şu sıradan hayatı ifade etme tarzımız aynıydı. Sonuçta üzülen hem o oldu hem ben. Bütün bunları ben de Raif Efendi gibi bir günlük yerine hayatımın her zamanında bakmayı düşündüğüm buraya yazıyorum. Bunu kendime bir zorunluluk olarak görüyorum. Bu benim için 'DÜNYA'NIN EN GÜZEL KİTABI' olan kitabı 2, kez okumak ve yaşamımda ki tüm gerçekleri 1943'te yazılmış bir romanda görmek gerçekten bu kitaba olan saygımı ve sevgimi fazlasıyla çoğalttı ve kitaplar hakkımdaki olumlu düşüncelerimi fazlasıyla pekiştirdi. Bu kitabın benim
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,1bin okunma
Kuyucak'sız Yapamayan Yusuf
9/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2019 23:00
Okumaya maalesef çok geç başlayanlardanım. 20 yaşında "okumak" denen kavramın farkına vardım. Bundan önce de okuyordum ama belli başlı ilgimi çeken kitapları. Ama Ekim ayında geçirdiğim bir dönüşüm sonrası ömrünün sonuna kadar okuma kararı aldım ve kendime büyük ve güzel bir liste yaptım. Tabi ki Sabahattin Ali'yi bu listenin en başlarına yerleştirmesem olmazdı. Onun önceden Kürk Mantolu Madonna'sını okumuştum ve oldukça hayran kalmıştım fakat dediğim gibi o zamanlar içimde fazla okuma isteği yoktu ve devam etmemiştim yazarı okumaya. Şimdi ise Sabahattin Ali'yi okurken önce kronolojik olarak romanlarından başlamalıyım dedim.Öyle de oldu ve şimdi Kuyucaklı Yusuf ile sizlerleyim:) Ben iyi ki önceden Sabahattin Ali'yi okumuşum ve bu bana güzel bir ön referans olmuş diyorum şimdi kendi kendime. Gerçekten Türk yazarlardan böyle Dünya çapında eserler çıkması beni gururlandırıyor. Kuyucaklı Yusuf'un hikayesi beni derinden etkiledi. Yazarın yapmış olduğu o gözlemler, o tasvirler yazıldığın dönemin iç bunalımları, köye egemen olan toplumun halkı ezici bir güce sahip olması gibi etmenler beni sanki okurken o günlere götürdü. Sanki ben Yusuf'un yanında bir yerlerde (romanın tam içindeydim). Bu kolay bir şey değil ve Sabahattin Ali bunu mükemmel bir şekilde başarmış. Eseri okurken bir takım ön bilgilere sahiptim fakat bu eseri okurken heyecanımın kaybolmasına hiç izin vermedi. Dolu dolu okuduğum ve hayran olduğum bir kitaptı. Bu incelemeyi yazarken Sabahattin Ali'den bahsetmeden de geçmek istemem. 41 yıllık bir yaşam öyküsü. 3 dünya çapında roman , 10 a yakın öykü, şiir kitapları, çeviriler vs. Bu kısacık ömre bunları sığdırmış bir insan keşke bıraksaydılar da biraz daha yaşasaydı. Keşke bize okumaya doyamayacağımız eserler vermeye devam etseydi. Keşke o suikaste kurban
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Zeze'nin Dünyası
9/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2018 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2018 14:34
20 yaşındayım ve bu kitabı ilk defa okudum:( Adını,methini hatta baş karakteri Zeze'nin hikayelerini o kadar fazla duydum ki artık bu durum ben de utanma boyutuna geldi. Kısa süre önce aldığım kararla ölmeden önce kesinlikle okumam gereken kitaplar listeme ekledim ve 2018'in okuduğum son kitaplarından biri olarak bu eşsiz eseri Jose Mauro de Vasconcelos'u (Zeze)'yi okudum. Artık ölebilirim:) Zeze gerçekten de "Şeytan'ın vaftiz oğlu" gibi davrandı mı? Yoksa çevresindekiler mi bir çocuğun (hele ki yaşından fazlasını bilen bir çocuğun) o kadar dayağı kaldıramayacağını düşünemiyor mu? Bir çocuğun hayalleri hiç mi önemsenmez. Peki ya birine(Tortuga) hatta bir şeker portakalı fidanına , hayatında sadece bu ikisine her şeyden çok değer veren bir çocuğun tüm bunları yaşaması, tüm yaramazlıklarının bir sonucu muydu? Kitapta bu soruların cevabı var lakin kendinizi iyi hazırlayın.Çünkü hepimiz Zeze kadar dayanıklı olamayabiliriz! Baştan sona kadar sıkılmadan okumak bir kitabı, aslında bu bizim kitabı okuduğumuz için verilen en büyük ödüldür. Bu kitaptan bu ödülü almak gurur verici.5 yaşında bir çocuğun hayat hikayesi.(6 olmak zorunda çünkü okula gitmeli). Ne kadar farklı olabilir ki! Bu yargıya düşmeden okuyunca çok şeyler öğreneceğimize eminim.Tüm dünya okumalı.Tüm dünya görmeli bu trajediyi. Edebi olarak da müthiş, duyguyu Zeze'nin yaşadığı biçimde almak gibisi yok. Kitabın devam serileri olan " Güneşi Uyandıralım" ve " Delifişek" 2019 okuma listemde olacaktır.Hepinize keyifli okumalar:)
Edebiyat
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,2bin okunma
Topluma Yabancı -Kendine Nihilist -
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2018 17. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2018 16:40
Albert Camus ile ilk kez tanışmama vesile olan bir kitaba geçelim şimdi de. Yazarın en ünlü kitabına, '' Yabancı'' ya. Kitap 100 sayfalık bir nihilizm (hiççilik) bildirisi adeta. Yazarın düşüncelerini kitapla büyük ölçüde bağdaştırabiliyoruz bu da demek oluyor ki yazar kitaptaki karakterlerin her birine kendisinden bir şeyler katıp harmanlamış. Kitabı okumadan önce Albert Camus' daha yakından tanıdım ve ''varoluşçuluk'' akımının etkisinde olup absürdlüğe önem verdiğini öğrendim. Eh böyle bir yazardan da böyle bir roman doğal olarak bekledim açıkçası. Fakat bu hayal ettiğimin daha da ötesinde bir kurgu olmuş. Meursault'un annesinin ölümüne karşı vurdumduymazlığı olsun, Marie'nin ona evlilik hakkındaki sorularını umursamazlığı olsun, ve hakkında ölüm emri verilmiş bir insan olarak Hiçbir itirazda bulunmama ve olanlara kayıtsız kalması olsun, yazar en uç noktalarla nihilizmi bu esere başarıyla geçirmiş.Şimdiye kadar okuduğum türlerden biraz farklı olması ve belli bir ideolojiye sahip olması kitabı ilgi çekici hale getiriyor. Onu bunu bilmem ama bu kitap bana 'Albert Camus' okumaya devam edeceğim dedirttirdi diyebilirim. Eserin edebi boyutuna geçecek olursak 1. bölümü olay hikayesi tarzıyla yazılırken 2. bölümde duygular devreye girdiğinden Durum hikayesi tarzıyla yazılmış. Ayrıca öylesine betimlemiş ve gördüğü her şeyi aktarmış ki bir an yazar vlog çekiyormuş izlenimine kapıldım.Güzel bir kitaptı.İdam cezasına karşı yazılmış en iyisi eleştiri kitabıydı deyip herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar:))
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma