Eteklerinde nehir suyundan damlalarla balıklara yazılmış şiirde bazen kafiyeli bazen kafiyesiz ilerliyorlardı. Hava üzerlerinde, toprak altlarında, su ise yanlarındaydı. Eksik olan ateşti. Onu da göğsünün içinde tutuşturdu Rahibe.
Eğer beşerin yaratılışında ibret denen sırlı kudrete zerrece yer olsaydı tarih, insanlığın sayıya, tartıya gelmez yüz karaları ile berâber, kanlı boğuşmalarını, nesli tükenmiş bir ejder gibi sahifelerde, satırlarda gösterir ve beşeriyet, bir vakitler düşmüş olduğu hataları, levhâlar, kitaplar, kasideler, mersiyelerle yâdeder bir daha da tekrarlamazdı. Fakat dünyada biri ötekinin hâlinden örnek almak, ibret tutmak, işte bu olamıyordu vesselâm.
"Karakoç'un şiirleri; halkımızın vicdanının sesi, gönül dünyamızın aşk hâzinesi, irfanımızın bilge nefesi, zulme karşı kıyamın besmelesi, Anadolu'nun mertlik öfkesi ve bu toprağın isyan çığlığı olmuştur."