Yazar Avusturyalı bir psikiyatrist, kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde yazar toplama kampındaki anılarını anlatıyor. İkinci bölümde kendisinin geliştirdiği logoterapiyi anlatıyor. Üçüncü bölümde de kitabın teorik sonuçları güncelleniyor.
Frankl kitabı 1945’te dokuz günde yazmış, isimsiz olarak sadece mahkum numarasıyla yayımlamayı düşünüyormuş. Arkadaşlarının ısrarıyla iç kapağa ismini yazmış. Böylece isimsiz olmasını ve yazarına ün kazandırmamasını beklerken birçok dilde milyonlarca satıp ünlü olmuş. Kitabın ünlü olmasını zaten bekliyormuş ama kendisinin ünlü olmasını beklemiyormuş. Yazarkenki amacı, insanları hayatın en kötü koşullarda bile anlam barındırdığına ikna etmekmiş.
Bu; sıradan, bilinmeyen insanların hikayesi. Mahkûmlar numaralandırılarak insanlıktan uzaklaştırılmış ve bence bu şekilde onlara eziyet edilmesi kolaylaştırılmış. O kadar insanlıktan uzaklaştırılmışlar ki isim kullanılmazmış, iki insan kimliklerini değiştirmek istediğinde numaralarını değiştirmeleri yeterliymiş. Belli sayıda insanın nakli istendiğinde önemli olan sayıymış, Frankl bir keresinde ölen birinin bile nakledildiğini anlatıyor.
Tutsakların arasında büyük bir yaşam mücadelesi varmış, insanlar hayatta kalmak için erdemlerinden vazgeçiyormuş. Frankl, “En iyilerimiz dönemedi.” diyor.
Tutsaklar köle olarak farklı firmalara kiralanıyormuş. Kitaptan öğrenene kadar sırf eziyet için tutulduklarını sanıyordum, şimdiye kadar öğrenmemiş olmam şaşırtıcı. Frankl’ın anlattığına göre kamp yetkililerine kişi başı yevmiye veriliyordu. İyi çalışanlara verilen ikramiye kuponları 12 sigara, bir sigara 12 çorba ediyordu. Kapolar haftada bir kupon aldıkları için açlıktan ölmeyecekleri garantiydi, bu yüzden sigaralarını içebiliyorlardı. Ama tutsakların, hayatta kalmak için sigaralarını takas etmeleri