Oruç tutan pek çok kişi vardır ki onlar oruçtan açlık ve susuzluktan başka hiçbir şey kazanamazlar; ve geceler boyunca namaz kılan pek çok kişi vardır ki onların da namazdan elde ettikleri uykusuzluktan başka bir şey değildir. (Darimi)
Hiç bir Müslümanın bu dünyadaki kargaşa içinde Allah'a yalnız başına ibadet etmemesi gerekir. Müslümanlar güçlü topluluklar oluşturmak, Allah'a hizmet ve itaat ederken O'nun kanunlarını uygulayıp dünyaya yayarken üstlendikleri elçilik görevinde birbirlerine yardım etmek için biraraya gelmelidirler.
Fakat gerçekte, uygulamak üzere yaratıldığınız ve size farz kılınan ibadet çok daha değişiktir. O da şudur: Hayatınızda attığınız her adımda Allah'ın kanununu takip etmeli ve bu kanuna aykırı olan kanunlara itaat etmeyi reddetmelisiniz. Yaptığınız herşey O'nun gösterdiği şekilde olmalıdır. İbadet ancak ondan sonra hayatınızda yer alabilir.
Böyle bir hayatta, yaptığınız herşey, uyumak, uyanmak, yemek-içmek, çalışmak-dinlenmek,susmak- konuşmak hepsi ibadettir. Eşinizle olan ilişkileriniz, çocuklarınızı öpmeniz bile Allah'a hizmettir. Yerine getirirken Allah'ın koyduğu sınırlardan çıkmadığınız, attığınız her adımda helâl ve harama dikkat ettiğiniz, yapılması ve kaçınılması gereken, Allah'ın hoşuna giden ve gitmeyen hareketleri göz önünde bulundurduğunuz işler dünyevi gözükseler bile dini bir nitelik kazanırlar.
..İnsanın bir şeyi yanlış anlaması başkadır, dinden çıkarılması başkadır. Her Müslüman'ın şeriat'ı anladığı gibi uygulamaya hakkı vardır. Eğer on Müslümanın onunun da değişik yöntemleri varsa, Allah'ın kurallarına itaat etmeleri gerektiğine inandıkları sürece Müslümandırlar. Onlar tek bir ümmeti oluştururlar, başka cemaatler oluşturmak için bir sebep yoktur. Bu noktayı anlamayan insanlar ümmeti basit nedenlerle parçalıyorlar, cemaatlerini ve camilerini ayırıyorlar, kendi toplulukları dışından evlenmekten ve sosyal ilişkiler kurmaktan kaçınıyorlar ve gruplarını kuruyorlar.
Müslümanların mezhepçilik tarafından uğrayabilecekleri zararı tahmin edemezsiniz. Görünüşte Müslümanlar tek bir ümmettirler. Sadece Hindistan'da milyonlarca Müslüman yaşıyor. Böylesine büyük bir topluluk gerçekten birleşip Allah'ın yol göstericiliğini herşeyin üstüne çıkarmak için beraber çalışmış olsa, bu dünyada kim karşılarına geçmeye cesaret edebilir? Fakat mezhepçilik ümmeti yüzlerce cemaate böldü ve gönülleri birbirinden ayırdı. En kötü zamanlarda bile Müslümanlar bir araya gelemiyorlar. Bir topluluk içinde olan bir Müslüman diğer bir topluluk içinde olan bir Müslümana karşı bir Hıristiyan ya da Museviye davrandığından daha ön yargılı davranıyor. Bazen birbirlerini aşağılarken inançsızlık sınırlarına dayanıyorlar.
Müslümanları başkalarının hizmetinde görmek sizi şaşırtmasın. Hak ettikleri budur. Allah'ın daha önce onlara söylediği ceza inmiştir:
(O) sizi bölümlere ayıracak ve birinizin şiddetini diğerine tattıracaktır. (En'am, 6/65).