Ahmet Olgun

Ahmet Olgun
@Recklessreader
Lisans Mezunu
Çanakkale
227 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Filmi Kitabından İyi Olan Roman
6/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
Kitabın ismini filmi nedeniyle zamanında çok duyan biri olarak merak ederek okudum. Konu olarak çok ilgi çekici bir konuya sahip bir dönem romanı. İkinci Dünya Savaşı arka planını genelde yabancı kurgu eserlerinde görmeye alışkınız. Savaş bu kitapta her ne kadar ana konu olmasa da arka planda savaş dönemi varlığını da hissettiriyor. Ana konu tabiki Varlık Vergisinin getirilmesi ile yaşanan toplumsal değişimler. Roman konusu anlamında çok çekici olsa da anlatımı bakımından çok sorunlu bir eser olarak geldi. Yazar görece kısa olan bir kitapta çok fazla karaktere yer vermiş. Amacı her ne kadar bu yaşananları çok farklı perspektiflerden göstermek olsa da bunda başarılı olamamış. Zira bir karakter ile tam yakınlık kuracakken başka bir karaktere geçiş yapıyoruz. Bu anlatım yapısı da sanki günümüzde bir kısa video altına insanların kendi hayatlarıyla videonun kesiştiğine örnek olarak anlattığı kısa hikayeler gibi olmuş. Keşke daha uzun bir roman olsaydı ve karakterler daha derinlikli işlenebilseydi. Bahsettiğim yönlerinden dolayı filmi kitaptan daha başarılı buldum. Alfred Hitchcock'un da film senaryolarını görece başarısız romanlardan seçmesini bu nedenle daha iyi anladım. O dönemle ilgili eser okumak isterseniz okuyabilirsiniz. Kısa olduğu için de çabucak okunabilir. Ama filmini daha çok tavsiye ederim. Sanırım Varlık Vergisi ile ilgili problemleri azınlık olan yazarlardan okumak daha mantıklı ve daha derinlikli olur. Aslında bu anlamda Zaven Biberyan 'ın Babam Aşkale'ye Gitmedi isimli eserini daha çok merak ediyorum. Salkım Hanımın Taneleri Yılmaz Karakoyunlu
Edebiyat & Roman
Salkım Hanımın TaneleriYılmaz Karakoyunlu · Doğan Kitap · 2013957 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kısa ve Alegorik Metinlerin Laneti
5/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Bir akşam oturup "hadi bir seferde okuyup bitireyim." niyetiyle elime aldığım bir kitaptı bu kitap. Ama hiç kolay oldu mu? Hayır. Ben bu kadar alegorinin olduğu kitapları seviyor muyum? Bence hayır. Ne anlatacaksan bir olay örgüsü içinde çok da alegori olmayacak şekilde dinlemeyi tercih ederim. Benzer hisleri Ernest Hemingway 'in Yaşlı Adam ve Deniz isimli novellasını okurken de hissetmiştim. Bu tarz kitapları okurken kişisel gelişim kitabı okuyormuş gibi hissediyorum. Alegorik eser anlamında José Saramago 'nun eserlerini bu nedenlerle seviyorum. Hem akıp giden bir anlatı söz konusu oluyor hem de çokça hisse çıkarabiliyorsunuz. Hakkını yemeyeyim bu kitaptan daha fazla şey çıkarılabilir. Büyük kardeş-küçük kardeş anlatımını çok farklı örgüler (şiddet, güç, iktidar, düzen vb. kavramlar) üzerinden okuyabiliriz. Ancak ben bu tarz ögeleri bir kurgu içerisinde ufak ufak bana hissettirilmesini ve bunun üzerine düşünmeyi tercih ederim. Bu tarz kitaplarda ise okurken sürekli şu his içinde oluyorum: Bu okuduğum kısım aslında başka bir dünya anlatıyor. Bunun sürekli olması da okumanın akıcılığını baltalıyor bence. Benzer şekilde kuyu, karanlık, kuyudan çıkma, aydınlığa erişme metaforları da bu şekilde okumalara açık metaforlar. Kitap bu anlamda politik okumalara da çok açık. Bu tür kitapları okumayı sevenlere tavsiye edebilirim. Ancak benim gibi düşünen kişilere tavsiye etmiyorum. Bilmiyorum belki kitapla ilgili okuduğum diğer incelemeler ışığında ileride okursak daha farklı bir zevk alabilirim. Kısa kitapların laneti de bu sanırım. Atilla'nın Atını Çalan Çocuk İvan Repila
Edebiyat & Roman
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020671 okunma
Çözümsüz Bağlar
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
Bağlar benim son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan biri. Bir çekirdek aile üzerinden müthiş bir roman yazmış yazarımız. Yüz Kitap'ı genelde öykü kitaplarından biliyoruz. Yayınevi külliyatının büyük bir kısmını öyküler oluştursa da arada böyle romanlar da çıkarıyorlar. Roman içinde mektup gibi farklı türlerden de faydalanmış, akıcı ve sade bir dille anlatım oluşturulmuş. Roman üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde çekirdek ailemizin annesi Vanda'nın mektuplarını okuyoruz. Vanda eşi Aldo'nun kendisini aldatması sonrasında ona mektuplar yazıyor. Bu mektuplarda eşi tarafından ne kadar da görülmek istediğini, fark edilmek istediğini görüyoruz. Bir erkek yazarın bu kadar detaylı bir kadın portresi çizmesi de çok etkileyiciydi. Aldatılan bir kadının kusuru kendinde aradığı içli mektuplar beni çok etkiledi. Sürekli bir "acaba benim bir kabahatim mi var?" gibi sorularla bu aldatılmanın sebebi olarak gören bir kadını okuyoruz. Ne yazık ki aldatma vakalarında toplumumuz da genellikle böyle düşünüyor ne yazık ki. Yularını salarsan olacağı bu gibi çirkin söylemler de cabası. İkinci bölümde ise ailenin babası, aldatan eş Aldo'nun bakış açısından olanları okuruz. Bu terk etme, aldatma olayı üzerinden uzun yıllar geçmiştir. Yazar, bir ileri bir geri giderek aradan geçen uzun yılları anlatıyor. Biten evliliği bu kez aldatan eşin gözünden görüyoruz. O da neden terk ettiğini, geride ailesini bırakıp gittiğini anlatıyor. Bence bu bölümün en etkileyici kısmı ise Aldo'nun terk ettiği eşi Vanda'ya olan teslimiyetiydi. Kimseyi düşünmeden, herkesi ardında bırakan bir adamın sonradan eşine boyun eğişi çok ironik ve etkileyici anlatılmış. Yakın çevremde de tanık olduğum böyle bir durumu edebi bir eserde okumak da çok etkileyici oldu. Son bölümde ise ailenin en çok etkilenenleri olan çocuklar
Edebiyat & Roman
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,129 okunma
Kimliklerden İbaret İnsanlar
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu kitabı uzun zaman önce kütüphaneme eklesem de okuma isteğim filmin fragmanlarının dönmesi ile başladı. Öte yandan başka bir yayınevi de kitabı basınca çok ortalarda dolanır hale geldi. Baştan söyleyeyim çok sert bir hikaye ve romanla alakalı baya bir ayrıntı vereceğimi de belirteyim. Kitap baş karakterimiz olan kadının çocuk sahibi olmasıyla değişen hayatını, psikolojik halini anlatıyor. Karakterimiz eşinden istediği yakınlığı, yardımı görmez ve çevre tarafından deli gibi bir hal ile damgalanır. Kendisi de yazar olan karakterin şehirden uzak bu taşraya sıkışması ve çocuğun doğumuyla birlikte kendisine tek sıfat olarak dayatılan "annelik" sıfatına sıkışması, sıkıştırılması anlatılıyor. Çocuk doğduktan sonra eşi kendisi ile eskisi gibi ilgilenmez, onu arzu etmemeye başlar. Hatta bir köpek sahiplenip eşinden esirgediği sevgiyi o köpeğe göstermektedir. Kitabın en şiddetli sahnelerinden biri de kadın karakterimizin bu köpeği öldürdüğü sahnedir. "Birbirlerinden nefret ettikleri halde hiç düşünmeden sürekli “aşkım” sözcüğünü falan kullanan çiftler vardır ya hani, onlardan biriyiz işte biz de; seni bir daha asla görmek istemiyorum aşkım." (Sayfa 7) Doğum sonrası depresyonu ile mücadele eden karakterimiz deliliğin sınırlarında dolaşmaktadır. Bu olağan dışılık hali annelik düşüncesi bakımından da yaşanmaktadır. Kitap boyunca "annelikten pişmanlık duyma" veya bebeğe karşı duyulan o tekinsiz öfke şiddetli bir şekilde işlenir. Karakterimiz çocuğunu çok sever ama onu hayatı için bir yük ve onun doğumunu hayatında bir duraksama olarak görür. Çünkü bebeği artık onun özgürlüğünü kısıtlamakta, bir kadın olarak arzulanmasını engellemekte, mesleğine devam etmesinin önünde bir settir. Karakterimiz annelik kimliğinin diğer tüm kimliklerini kenara itmesini kaldıramaz. Kitapta çoğu
Edebiyat & Roman
Geber AşkımAriana Harwicz · Çınar Yayınları · 20191,067 okunma
Yetişkinler Topluluğun Araçları Çocuklar
6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Peter Nadas bu öykü derlemesinde sırasıyla kutsal kitap, bahçıvan, kuzu, ölümle baş başa isimli uzun öyküleri var. İlk 3 öykü yazarın yazarlık yıllarının ilk yıllarında yazılmış ve kitaba ismini de veren öykü daha deneyimli olduğu bir döneminde yazılmış. Bu deneyim farkı da okurken anlaşılıyor. Kitapta yer alan ilk öykü Kutsal Kitap'ta bir çocuğun gözünden anlatım mevcut. Öykünün geçtiği dönem net olarak belirtilmese de öykünün içeriğinden Savaş sonrası komünizmin hüküm sürdüğü dönem olarak anlıyoruz. Komünizmin asıl yönetim biçimi olduğu ve bu yönetim sayesinde görece iyi bir hayata sahip olan aileyi okuyoruz. Bu ailede küçük Gyurika, onun anne, babası ve anneannesi ile dedesi vardır. Öykü Szidike isimli hizmetçi kızın eve gelmesi ile hareketleniyor. Bu kızın gelmesi ile küçük Gyurika günah kavramını öğrenmeye başlıyor. Öte yandan sistem her ne kadar eşitlik vaat etse de öykünün sonuna doğru Szidike'nin yaşadığı ortamı görürüz. Sistemin vaat ettiklerini yerine getirmediğini, inancın ne hale geldiğini okuruz. Öyküde yer alan Kutsal Kitap komünistler için bir araç ve zafere ulaştıktan sonra bir sembolken hizmetçi kız için çalınması gerekli değerdedir. İkinci öykü Bahçıvan'da ise bir yas öyküsü anlatılıyor. Annesini kaybeden bir çocuk ile eşini kaybeden bir eş anlatılıyor. Annenin ölümü ile baba ve çocuk arasında bir uçurum olduğu anlaşılır. Yası şekilci bir şekilde yaşamaya çalışıp bunu oğluna da dikte etmeye çalışan bir babayı görürüz. Ne var ki bu yası çok uzun sürmeyecektir ve yası hiç bitmeyecek bir çocuğa yeni bir üvey anne getirecektir. Kitapta yer alan en beğendiğim öykü ise Kuzu isimli öykü oldu. Yahudi bir adamın alicengiz oyunlarıyla gerçekle örtüşmeyen iddialarla hayattan koparılması anlatılıyor denilebilir. Öyküde şehrin banliyölerine bir park yapılması
Öykü
Ölümle Baş BaşaPeter Nadas · Can Yayınları · 2024112 okunma