Ahmet Olgun

Ahmet Olgun
@Recklessreader
Lisans Mezunu
Çanakkale
227 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Agnes’ın zihnindeki ölüm kavramı uzun zamandır, belki uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasındaki, içerinden aydınlatılmış tek bir oda imgesiyle özdeşleşmiş. Yaşayanlar odanın içinde; ölenlerse etrafında dönüp duruyor, oraya geri dönmek, sevdiklerine kavuşmak için can atarak avuçlarını, yüzlerini, parmaklarını camlara bastırıyorlar. Odanın içindekilerden bazıları dışarıdakileri görüp duyabiliyor; bazıları duvarların ardında onlarla konuşabiliyor; çoğu farkında bile değil.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Olmayan Kıymetlidir
Ne var ki Walter gelmiyor, en azından onlarda olduğumuz zamanlarda. Biz orada olanlar, hiçbirimiz onun yokluğunu telafi edemiyoruz ve dikkatlerini başka yöne çekip onu unutturmak için ne kadar uğraşsak da bunu başaramıyoruz. Bizler de değerliyiz, ama onun kadar değil, çünkü Walter‘ın yokluğu hepimizi anne babamızın gözünde ve kendi gözümüzde görünmez kılıyor. Mevcut olmayanlar kaydediliyor ve fark ediliyorlar, kapıdan girip, kendilerini bekleyen gruba karışıp orada kayboldukları ana ana dek böyle devam ediyor. Oyun hep aynı, kim orada kim değil, şimdi kaç kişi olduk, başka kim gelebilir, kim gelmez.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Alıntı
Filmi Kitabından İyi Olan Roman
6/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
Kitabın ismini filmi nedeniyle zamanında çok duyan biri olarak merak ederek okudum. Konu olarak çok ilgi çekici bir konuya sahip bir dönem romanı. İkinci Dünya Savaşı arka planını genelde yabancı kurgu eserlerinde görmeye alışkınız. Savaş bu kitapta her ne kadar ana konu olmasa da arka planda savaş dönemi varlığını da hissettiriyor. Ana konu tabiki Varlık Vergisinin getirilmesi ile yaşanan toplumsal değişimler. Roman konusu anlamında çok çekici olsa da anlatımı bakımından çok sorunlu bir eser olarak geldi. Yazar görece kısa olan bir kitapta çok fazla karaktere yer vermiş. Amacı her ne kadar bu yaşananları çok farklı perspektiflerden göstermek olsa da bunda başarılı olamamış. Zira bir karakter ile tam yakınlık kuracakken başka bir karaktere geçiş yapıyoruz. Bu anlatım yapısı da sanki günümüzde bir kısa video altına insanların kendi hayatlarıyla videonun kesiştiğine örnek olarak anlattığı kısa hikayeler gibi olmuş. Keşke daha uzun bir roman olsaydı ve karakterler daha derinlikli işlenebilseydi. Bahsettiğim yönlerinden dolayı filmi kitaptan daha başarılı buldum. Alfred Hitchcock'un da film senaryolarını görece başarısız romanlardan seçmesini bu nedenle daha iyi anladım. O dönemle ilgili eser okumak isterseniz okuyabilirsiniz. Kısa olduğu için de çabucak okunabilir. Ama filmini daha çok tavsiye ederim. Sanırım Varlık Vergisi ile ilgili problemleri azınlık olan yazarlardan okumak daha mantıklı ve daha derinlikli olur. Aslında bu anlamda Zaven BiberyanZaven Biberyan 'ın Babam Aşkale'ye GitmediBabam Aşkale'ye Gitmedi isimli eserini daha çok merak ediyorum. Salkım Hanımın TaneleriSalkım Hanımın Taneleri Yılmaz KarakoyunluYılmaz Karakoyunlu
Edebiyat & Roman
Salkım Hanımın TaneleriYılmaz Karakoyunlu · Doğan Kitap · 2013956 okunma
Kısa ve Alegorik Metinlerin Laneti
5/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Bir akşam oturup "hadi bir seferde okuyup bitireyim." niyetiyle elime aldığım bir kitaptı bu kitap. Ama hiç kolay oldu mu? Hayır. Ben bu kadar alegorinin olduğu kitapları seviyor muyum? Bence hayır. Ne anlatacaksan bir olay örgüsü içinde çok da alegori olmayacak şekilde dinlemeyi tercih ederim. Benzer hisleri Ernest HemingwayErnest Hemingway 'in Yaşlı Adam ve DenizYaşlı Adam ve Deniz isimli novellasını okurken de hissetmiştim. Bu tarz kitapları okurken kişisel gelişim kitabı okuyormuş gibi hissediyorum. Alegorik eser anlamında José SaramagoJosé Saramago 'nun eserlerini bu nedenlerle seviyorum. Hem akıp giden bir anlatı söz konusu oluyor hem de çokça hisse çıkarabiliyorsunuz. Hakkını yemeyeyim bu kitaptan daha fazla şey çıkarılabilir. Büyük kardeş-küçük kardeş anlatımını çok farklı örgüler (şiddet, güç, iktidar, düzen vb. kavramlar) üzerinden okuyabiliriz. Ancak ben bu tarz ögeleri bir kurgu içerisinde ufak ufak bana hissettirilmesini ve bunun üzerine düşünmeyi tercih ederim. Bu tarz kitaplarda ise okurken sürekli şu his içinde oluyorum: Bu okuduğum kısım aslında başka bir dünya anlatıyor. Bunun sürekli olması da okumanın akıcılığını baltalıyor bence. Benzer şekilde kuyu, karanlık, kuyudan çıkma, aydınlığa erişme metaforları da bu şekilde okumalara açık metaforlar. Kitap bu anlamda politik okumalara da çok açık. Bu tür kitapları okumayı sevenlere tavsiye edebilirim. Ancak benim gibi düşünen kişilere tavsiye etmiyorum. Bilmiyorum belki kitapla ilgili okuduğum diğer incelemeler ışığında ileride okursak daha farklı bir zevk alabilirim. Kısa kitapların laneti de bu sanırım. Atilla'nın Atını Çalan ÇocukAtilla'nın Atını Çalan Çocuk İvan Repilaİvan Repila
Edebiyat & Roman
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020667 okunma
Çözümsüz Bağlar
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
Bağlar benim son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan biri. Bir çekirdek aile üzerinden müthiş bir roman yazmış yazarımız. Yüz Kitap'ı genelde öykü kitaplarından biliyoruz. Yayınevi külliyatının büyük bir kısmını öyküler oluştursa da arada böyle romanlar da çıkarıyorlar. Roman içinde mektup gibi farklı türlerden de faydalanmış, akıcı ve sade bir dille anlatım oluşturulmuş. Roman üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde çekirdek ailemizin annesi Vanda'nın mektuplarını okuyoruz. Vanda eşi Aldo'nun kendisini aldatması sonrasında ona mektuplar yazıyor. Bu mektuplarda eşi tarafından ne kadar da görülmek istediğini, fark edilmek istediğini görüyoruz. Bir erkek yazarın bu kadar detaylı bir kadın portresi çizmesi de çok etkileyiciydi. Aldatılan bir kadının kusuru kendinde aradığı içli mektuplar beni çok etkiledi. Sürekli bir "acaba benim bir kabahatim mi var?" gibi sorularla bu aldatılmanın sebebi olarak gören bir kadını okuyoruz. Ne yazık ki aldatma vakalarında toplumumuz da genellikle böyle düşünüyor ne yazık ki. Yularını salarsan olacağı bu gibi çirkin söylemler de cabası. İkinci bölümde ise ailenin babası, aldatan eş Aldo'nun bakış açısından olanları okuruz. Bu terk etme, aldatma olayı üzerinden uzun yıllar geçmiştir. Yazar, bir ileri bir geri giderek aradan geçen uzun yılları anlatıyor. Biten evliliği bu kez aldatan eşin gözünden görüyoruz. O da neden terk ettiğini, geride ailesini bırakıp gittiğini anlatıyor. Bence bu bölümün en etkileyici kısmı ise Aldo'nun terk ettiği eşi Vanda'ya olan teslimiyetiydi. Kimseyi düşünmeden, herkesi ardında bırakan bir adamın sonradan eşine boyun eğişi çok ironik ve etkileyici anlatılmış. Yakın çevremde de tanık olduğum böyle bir durumu edebi bir eserde okumak da çok etkileyici oldu. Son bölümde ise ailenin en çok etkilenenleri olan çocuklar
Edebiyat & Roman
BağlarDomenico Starnone · Yüz Kitap · 20181,125 okunma