Kitaplar, uygarlığa yol gösteren ışıklardır.
Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür.
"Bengü il tuta olurtaçı, sen Türk Budun!"
Yüzyıllarca düşünceyi taçlandırıp, erkek başlara uygun görürken, için için yanıp tutuştuğumuz, içimizde cinsel kimliğimizin arkasına gömdüğümüz duyguları, çoğu kez zayıflık sembolü olarak kadınlara fırlatıp attık. Ama bu yüzyılın sonunda içlerinde erkek bilimcilerin de olduğu insanlar ortaya çıkıp, bütün algılamalarımızın önce duygusal olduğunu ayrımsayıp, itiraf ettiler. Asıl önemlisi, işin özünde 'duygusal zekâ' olduğunu kabul ederek biz erkekleri azıcık özgürleştirdiler!
Bu yazıya nasıl başlayacağımı bilmiyorum, inanın doğru şekilde başlamak için dakikalarca yazdım ve sildim ancak içime hiçbiri sinmiyor. Çünkü size hem adaletsizliklerden bahsetmek istiyorum hem de kitapta geçen olayları derinlemesine anlatmak istiyorum. Çünkü bilmeliyiz, öğretmeliyiz, yaymalıyız.
Çöl Çiçeği’nde Waris Dirie bize çölden modellik kariyerine uzanan kendi hayat hikayesini anlatıyor. Birçok önemli ve acı olay var bu kitapta geçen ama ben size buraya hepsini sığdıramam bu yüzden şiddetle okumanızı tavsiye ediyorum. Bizler görmek istemesek de bu olaylar yaşanıyor ve kadınlar ölüme terk ediliyor.
Her şeyi anlatamayacağım için size kısaca Afrika’da hala uygulanan kadın sünnetlerinden bahsetmek istiyorum. Kadın sünneti kitapta geçtiği gibi kadının cinsel ilişkiden zevk almaması ve evlenene kadar cinsel ilişkiye girmemesi için klitorisin alınıp vajinanın üst kısmının dikilmesi anlamına geliyor. Ve kitabımızda Waris bunu yalnızca 5 yaşında küçük bir çocukken yaşıyor. Böyle ilkel bir olaydan bahsederken tabii ortamda anestezi ve hijyenik koşulların olmasını bekleyemezsiniz. Küçük çocuklar çölün ücra köşesine götürülüyor ve büyük acılar yaşatılıyor. Operasyon sonrası ise çöle terk ediliyorlar. O andan sonra yaşayabilen yaşıyor yaşayamayan leşçil kuşlara yem oluyor. Hayatları boyu hem idrarlarını yaparken hem de regl dönemlerinde akıl almaz acılara maruz kalıyorlar. Hele doğum sırasında yaşanan katlanan acıdan hiç bahsetmiyorum bile.
Bu kitap ile ilgili söylenecek hem çok söz var hem de yok. Kitabı okurken her bir sayfaya gözlerimden yaşlar düşerken bir yandan da içimde sönmek bilmeyecek bir öfke oluştu. Ataerkil düzenin oluşturduğu bu adaletsiz ve acı dolu hayatları gördükçe ne yapacağımı ne düşüneceğimi şaşırdım. Adeta beynimde susmak bilmeyen çığlıklar