Ben yalnızlığı klostrofobik soğuk merdivenlerinde yalınayak gezmenin bir tür manevi değeri olarak görüyorum. Harbiden de doğru! Kalabalıktan izole etmiş bir insanın, derunu sıcak sıcağına usu aldırış etmeksizin çıtkırıldım oluşuna intibak etmesi. Her içilen sigara dumanının ağzında, dilinle pelesenk oluşu bir tümce kadar ''Sesimi duyan var mı?'' kadar anlamlı kekremsi bir tat, bir o kadar da anlamsız gelen menfi bir yaradılış. Yalnızlığı anlamdıracak kadar izdüşüm yaratma düşünde, namütenahi gelişen yalnızlığına, bir yalnızlık daha katıyor. -Süregelen devamlılık bir nevi uçucu değerlerinden alınmış- kadar helecan yaratmış dimağında ''artık buraya ait'' değilim tümcesi çıkar ağzından. Kendini bir tür denek ilan eder, ederken de ağzından tekrar usundan çıkan kelime tamamlar, ''bir insanın yaşayacağı tek yer burası, yaşanmasına yaşanır fakat buruk bir tat bırakırcasına tahayyül dudaklarında tekrar tekrar aynı ikilimi kurar -buraya ait değilim- tümcesi ile bağdaştıracak kadar yalnızlığın içine çeker kendini.'' Velhasıl kelam ''yalnızlığı'' biz beceremeyiz, nasıl kurulacağını. Harbiden doğru!