"Kendi odamda, kendi kitaplarımın yanında, kendi sandalyeme oturmuş, kendi arazime bakıyor, kendi güneşimin ışıklarıyla aydınlanıyorken benim olmayan diğer sandalyeye duyduğum özlem ne kadar istesem de bitmiyordu."
"Bütün günüm tedirgin bir beklemeyle geçiyor: gelecek mi, gelmeyecek mi? Ne gelecek? Bilmiyorum. Adını koyamadığım bir şeyden korkuyorum. Soyut bir korku içimi dolduruyor.
Bu korkuyla uyanıyorum ve bekliyorum. Belki korkularım sayılamayacak kadar çok."
"Öyle yalnızım ki bu duygu beni boğuyor ve ondan nasıl kurtulacağımı da bilmiyorum. İçimde her şeye karşı büyük bir tiksinti ve nefret var; yürüdüğüm yollardan, gördüğüm insanlardan, odamdan nefret ediyorum."