Bünyamin Tan'dan ilk kez bir kitap okuyorum.
Kitabı beğendim. Aslında oldukça beğendim. Eleştireceğim yönleri de var, ancak genel anlamıyla iyi, oldukça iyi bir çalışma ve okumaya değer.
Yazarın en çok beğendiğim yönü yerelliği, hikâyelerinin bir ağırlık kazanması için acele etmemesi, diyaloglarının ve betimlemelerinin hiç bir şekilde olmamış hissi vermemesi oldu diyebilirim. Kitaptaki bütün hikâyeler için olumlu şeyler söylemek isterdim ama ikinci ve üçüncü hikâyeye ısınamadım ve sıralamamda arka sıralarda kaldılar. Geri kalan Bezm-i Dahhâk, Soğuksuda'ki Haç, Cellatlar Gecesi ve Ölüm Halkası oldukça iyi hikâyeler. Bezm-i Dahhâk kitabı açan hikâye olarak iyi bir seçim, zira üslûbu ve içeriği bambaşka bir dünyaya girdiğimizi sadece hikâyenin kendisi ile değil, dil kullanımıyla da vererek iyi bir etki yaratıyor. Soğuksu'daki Haç hikâyesi çok iyiydi, ürkütücüydü, okuması çok keyif verdi. en güzeli de akışın bozulmadan hikâyenin tamamlanması. Anlatım bozukluklarının oldukça az olduğu bir kitap bu. Bu tür az hatalı kitaplar okuma zevkini bozmuyor böylece.
Kitabın kapanış hikâyesi Ölüm Halkası da oldukça iyi bir hikâye; ilginç, merak uyandırıcı.
Cellatlar Gecesi'ni okumak benim açımdan kolay olmadı, çünkü ölüm ve cinayet sahnelerinde vücutların parçalanması vb şeyler beni ürkütüyor, rahatsız ediyor. Yazar da sağolsun bir sadizm geçidi gibi sayfalar boyunca bu cellatların yaptıklarını paragraf paragraf ayrıntılı sadist şekillerde anlatıyor. Aklıma ikinci yarısını izlediğime bin pişman olduğum Baskın filmi geldi. O filmin ikinci yarısı işkencelerle dolu gerçek bir kâbustu, ne demeye izledim bilmiyorum, büyük olasılıkla ilk yarıdaki muazzam kurgu etkilemişti beni. Burada, hikâyede de yazarın hayal gücü, gerilim ve korkuyu kurması ve kitapta hissedilir hâle getirmesi takdiri