Bazen anlatmaya çalışırsın, sabırla, umutla… Ama karşındaki anlamak istemiyorsa, sesin yankısız kalır. Bir noktadan sonra susarsın, çünkü yorgunluk suskunluğa dönüşür.
Gregor gibi, ben de bazen anlaşılamadığımı düşündüğümde içime çekiliyorum. Ama belki de önemli olan, önce kendimi duymayı unutmamak. Her susuş, bir yenilgi değil. Bazen sadece kalbini koruma şekli
Zamanla unuttum sanmıştım. Ama onu görünce, içimde bir yerden tanıdık bir sızı geçti. Sanki zaman durmuştu, biz de kaldığımız yerden devam edecekmişiz gibi. O an, ne yıllar vardı aramızda ne söylenmemiş sözler… Sadece biz vardık. Yarım kalmış bir cümlenin devamı gibi.”
– Selam… Ne garip, seni burada görmek…
– Aynı anda hem dün gibi… hem de yıllar geçmiş gibi değil mi?
– Bunca zaman sonra bile gözlerinde tanıdık bir şey var.
– Nasılsın…
gerçekten nasılsın?