Rubar kartal

Rubar kartal
@Rubar_kartal
“Kimse onu anlamıyordu, o da kendini anlatmayı bıraktı.”
Bazen anlatmaya çalışırsın, sabırla, umutla… Ama karşındaki anlamak istemiyorsa, sesin yankısız kalır. Bir noktadan sonra susarsın, çünkü yorgunluk suskunluğa dönüşür. Gregor gibi, ben de bazen anlaşılamadığımı düşündüğümde içime çekiliyorum. Ama belki de önemli olan, önce kendimi duymayı unutmamak. Her susuş, bir yenilgi değil. Bazen sadece kalbini koruma şekli
Alıntı
Reklam
Düşüncelerinizi değiştirirseniz,kaderinizi de değişir
Bilinçaltınız sizin için gece gündüz çalışır. Ona neyi kabul ettirirseniz, o da onu gerçekleştirmek için evrendeki bütün güçleri harekete geçirir.
Alıntı
Zamanın Ötesinde Bir Tanıma
Zamanla unuttum sanmıştım. Ama onu görünce, içimde bir yerden tanıdık bir sızı geçti. Sanki zaman durmuştu, biz de kaldığımız yerden devam edecekmişiz gibi. O an, ne yıllar vardı aramızda ne söylenmemiş sözler… Sadece biz vardık. Yarım kalmış bir cümlenin devamı gibi.” – Selam… Ne garip, seni burada görmek… – Aynı anda hem dün gibi… hem de yıllar geçmiş gibi değil mi? – Bunca zaman sonra bile gözlerinde tanıdık bir şey var. – Nasılsın… gerçekten nasılsın?
Gerçek değer, karşılık beklemeden vermektir. En güzel bağlar, beklentisiz bir şekilde kurulur. Sessizce orada olmak, en büyük hediyedir. “Beklentisiz var olmak, en derin huzurdur.” Doğru ve yanlışın ötesinde bir yer var; seni orada bekleyeceğim.
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapatsan da içinde bir şeyler açık kalır… “Ve Dağlar Yankılandı” tam olarak böyle bir roman. Sayfalar ilerledikçe sadece karakterler değil, kendi içimde gömdüğüm duygular da ortaya çıktı. Sevip de konuşamamak, özleyip de yaklaşamamak, yanımdayken bile uzakta hissetmek… Belki de bazı insanlar hep içimizde kalıyor; adı anılmadan, yeri doldurulmadan, sesi duyulmadan… Bu kitap, kardeşlikten çok daha fazlasını anlatıyor: birini kalbinde yaşatmanın sessiz ama ağır yükünü.
Alıntı
Reklam