Hazır mısın? Değil misin? Durumun var mı? Öyle bedavaya ölünmüyor. Hikâyelerle bezeli güzel bir kefen sunmak lazım Hanımefendiye. Son nefes emek ister. "Le Der des Der" ve perde! Birçok insan farkında değil. Son ana kadar asılmak lazım! Ben yakında o durumda olacağım. Gümleyen kalbimin son kez salyalı bir Güf mff! dediğini duyacağım... ve fissss! Aort titreşecek... eski bir tavanın sapı gibi... Ve bitecek. Anlamak için açacaklar... Eğik masanın üstünde... Ne tatlı Efsanemi görecekler, ne de müziğimi... Soluk Hanımefendi almış olacak hepsini çoktan... Buyurun Hanımefendi diyeceğim, işin erbabı sizsiniz!
İşte mavnalar ... O an her birinin bir kalbi var. Kemerlerin akisli karanlığı altında kasvetle gümbür gümbür atan. Yeter. Dağılıyorum. Şikâyet etmeyeceğim artık. Ama daha fazlasına da tahammülüm yok. Şeyler beraberlerinde bizi de alıp götürselerdi, ne kadar boktan olduklarını düşünsek de ölürdük be şiirden. Aslında fena olmazdı bir açıdan. Gustin baştan çıkarma ve küçük hoşluklar konusunda benimle aynı kafadaydı ama unutma konusunda içkiden medet umuyordu. Neden olmasın?.. Galyalı bıyığında hep biraz köpek öldüren biraz da pişmanlık kalırdı...
Madam Bérenge biliyordu tüm acıların mektuplarla geldiğini. Kime yazacağımı bilemiyorum... Herkes uzakta... Daha iyi ihanet edebilmek unutabilmek için ruh değiştirdiler, hep başka bir şeyden söz edebilmek için...