'kayalıklarımızda olgunlaşan meyvenin tadını değerlendirebilmem için benim acılarım ne denli gerekliyse, sizin acılarınız da o denli gerekliydi; şimdi belki de birlikte tadacağız onu, belki de mucizeleri, ruhlara doldurduğu sevgi sellerini, sararan yaprakları yeniden canlandıran bu öz suyu birlikte görecek, hayran kalacağız. Yaşam artık ağır gelmez o zaman, artık bizim değildir.
Bir odaya kapanmadan önce, yıldızlar serpili gök altında kalmak, bu yaralı yabangüvercininin türkülerini, bu temiz iç dökmenin duru seslerini içimde yine işitmek, bu ruhtan havalanıp hep bana gelecek şeyleri hazla toplamak istedim.
Şu on yılın şiddetli sarsıntıları beni yıktı; şimdi, öylesine sık sık saldırıya uğrayan duygularım bazı bazı gücsüz düşüyor, hiçbir şeyle canlanmıyor, fırtınalara katlanmama yardım eden gücü bulamadığım oluyor. Evet, yeniliyorum bazı bazı. Böyle dinlenmeye dinlenmeye, bütün bedenimi daldıracağım denizden uzak kala kala ölüp gideceğim.