Öyle ya, kim ve ne hakkında Bunu biliyorum! diyebilirim ki? İçimdeki bu yüreği duyabiliyorum, var olduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da var olduğu yargısına varıyorum. Tüm bildiğim burada duruyor, gerisi kurmaca. Çünkü varlığından emin olduğum bu beni kavramaya çalıştım mı, onu tanımlamaya, özetlemeye çalıştım mı, parmaklarımın arasından akıp giden bir su oluveriyor. Bürünebildiği tüm yüzleri bir bir çizebilirim, ona verilmiş olan her şeyi, bu eğitimi, bu kökeni, bu ateşliliği ya da bu susmaları, bu büyüklüğü ya da düşüklüğü de bir bir çizebilirim. Ama yüzlerin toplamı yapılamaz. Benim olan bu yürek bile hep tanımlanamaz kalacak benim için. Varoluşum konusunda vardığım bu kesinlikle, bu güven vermeye çalıştığım öz arasındaki çukur hiçbir zaman dolmayacak. Kendi kendime yabancı kalacağım hep.
'insanda birçok şey aldatıcıdır. nice kabuklar pek ince, pek hazin ve pek kabuktur. birçok gizli iyilikler ve kuvvetler çok defa açığa çıkmaz. en nefis çerezler bazen ağızının tadını bilen yiyici bulamaz.
bunu kadınlar, o en seçkin çerezler bunu iyi bilirler. biraz şişman veye biraz zayıf. bu kadarcık fark şansane kadar etki eder.'
Bir kadının birbirine iliştirebileceği tüm mazeretleri işittim: Yetenekli değilim. Önemli değilim. Eğitimli değilim. Bir fikrim yok. Nasıl bilmiyorum. Ne zaman bilmiyorum. Ve içlerindeki en kötüsü: zamanım yok. pişman olup bir daha asla yalanlar söylemeyeceklerine dair söz verene kadar onları altüst etmek, sarsmak istemişimdir hep. Ama buna gerek kalmaz çünkü bunu düşlerdeki karanlık adam yapacaktır.