Servet AŞCIOĞLU

Servet AŞCIOĞLU
@SASCIOGLU
Lütfen unvan,aidiyet ve cinsiyetinizi girişte bırakınız.
"Yıllar sonra öğrendim ki; Bağırıp çağırmana gerek yok. Sesini duymak isteyene bir fısıltın yeter." Farid Farjad
Söz
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dilsiz bir yankıya dönerdi hayat denilen. Eğer ahiret olmasaydı, bir yere gitmeyip durakta öylesine beklemenin katmerli saçmalığıyla düğümlenirdik. Acılarımızın, kederlerimizin, yalnızlıklarımızın üzerindeki kutsallık mührü kalkar, zelil mahluklara dönerdik.Soylu amaçlar bir bir katledilirdi eğer bir diyar-ı âher olmasaydı. Ne hafızanın bir manası kalırdı, ne acı tatlı hatırlamaların, ne de nisyanların, unutmaların. Biz varlığa, varlık bize yabancı yabancı bakakalırdık. Geçen her anı ebediyen kaybetmenin yasını tutardık bir ömür boyu.Bütün umutlar çöpe gider, tüm hayaller budanır, tüm arzular topraktan sökülmüş kurumaya mahkûm bitkilere dönerdi. Tek düze bir cızırtıya dönüşürdü eğer ki bir seyrangâh-ı daimînin ebedi sakini olmaya namzet olmasaydık.Yarım yamalak yaşanan hayat, yarım yamalak söner giderdi.Ahiret olmasaydı, yaşamak koca bir yalan olurdu. Yalan olduğunu bile bile, kendimizi kandıra kandıra yaşar, yalan olduğunu bile bile ölürdük.Viran olmuş binadan farkı kalmazdı.Eğer ebediyet için yaratılmamış olsaydık. Hayat vakarını kaybeder, azameti gömülüp giderdi simsiyah hiçliğin içinde. Viran olmuş binadan farkı kalmazdı ne gülmenin ne ağlamanın. Ne sevginin ne nefretin. Ne hastalığın bir anlamı kalırdı ne şifanın. İyiliğe iyilik denemez, kötülüğün adı bile bir başka olurdu.Eğer, “Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmünde,” olduğu “başka, dâimi bir memlekete” gitmeyecek olsaydık; Yaşamak dediğin bir zul, bir zulmet, kahredici bir azaptan başka bir mana bulamazdı. Gezinen günler manasız, geceler manasız, gündüzler başka bir manasız olurdu. İyilikle kötülüğün, hayırla şerrin, merhametle nefretin arasında hiçbir sınır kalmaz, ayrılıklarla vuslatlar manasızlık denizine batıp hiçlik içinde yokluğa karışır giderdi.Eğer ahiret
Edebiyat
Bu yazıdan birkaç gün sonra Rahmeti Rahmana kavuştu Yasin Asma
YASİNCE YAŞAMLAR Geçen hafta İnsan ve Değer Hareketi’nin organize ettiği bir program vesilesi ile Adana’da idim. Program öncesi hasta bir kardeşimizi ziyaret ettik… Yasin Asma… Yıllar önce tanıştığımız ancak yıllardır görüşemediğimiz bir dost… Mesajla beni evine davet etmeseydi belki ziyaretimiz gerçekleşmeyecekti… Eve gittiğimizde yatakta sanki bir et külçesi karşımızdaydı… ALS hastası Yasin kardeşim on yıldır yatağa bağlı bir yaşamın sınavını veriyordu… Birçok ALS hastası teşhisten bir kaç ay sonra vefat ederken, o gücünü ve metanetimi koruyarak “Allah var gam yok” diyerek hayata tutunuyordu… Hastalık onun beden sağlığını bitirse de ruhunu bilemişti… O, hastalığın insandan aldıklarına değil, kattıklarına odaklanmış böylece olgunlaşmıştı… Hastalıkla birlikte kısa bir süreç içerisinde bütün hareket kabiliyetini kaybetmiş… Artık konuşamıyor… Sükûtun altın olduğunda karar kılmış… Konuşup da ne yapacağım illa ki yanılacağım, bu yüzden konuşamamam hakkımda hayırlı olabilir… Yemek yiyemiyor göbek deliğinden mama ile besleniyor… Uyuyamıyor… Tam kırk yıl uyudum bana yeter, diyor… Ağlayamıyor… Ağladığında gözyaşları yakıcı olduğundan ağlamaya son vermek zorunda kalıyor… Yeterli solunumu sağlamak zor olduğundan sürekli solunum cihazına bağlı kalıyor… Nefes alabilmesi için boğazından bir delik açılmış… Gözlerini oynatabildiğinde, bilincini kaybetmediğine şükrediyor… Ne çırpınacak bir güce, ne de imdat diyebilecek bir sese sahip.. Sadece gözleri konuşuyor, gönlü coşuyor… Ziyaretçilerini ışıldayan gözleri ile karşılıyor… Ben hüzünle yüzüne bakarken, o gözleri ile “La tahzen/ Üzülme, Allah bizimle beraberdir’’ diyordu… Acıyarak girdiğim evde, acınası halimizi fark ettim… Tenine konan sineği kovmaktan aciz olan bu insan, azmin, onurun ve umudun doruklarında
Hatıra
"Yalnız kalırım diye hakikatleri söylemekten geri durma, yerlerin ve göklerin Rabbi sana beraber yürüyeceğin asıl dostlarını gönderir."
Din
İnsanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.
Can Yayinevi·Kitabı okudu
Roman