Hâlbuki ben bu eseri telif ettikten sonra çağdaşlarım arasında kendi kusurlarımı açık olarak biliyorum ve itiraf ediyorum. Ben, bu gibi büyük bir işe girişmek için gerekli bilgi ve hazırlığımın azlığını itiraf ederek geniş ve derin bilgi sahibi olan yüksek şahsiyetlerden bu esere hoşgörüyle değil, eksikliklerini meydana koymak üzere tenkit gözüyle bakmalarını, bulabildikleri kusurları düzeltmelerini rica ediyorum.
Tarih, insanların ve milletlerin durumlarının nasıl değişmiş, devlet sınırlarının nasıl genişlemiş, kuvvetlerinin nasıl artmış olduğunu, çöküş zamanı gelinceye kadar yeryüzünü nasıl imar ettiklerini bize bildirir. Bu, tarihin zâhirî (açık) anlamıdır.
Tarihin içinde saklanan anlam ise; düşünmek, hakikati araştırmak ve olan şeylerin ilkeleri incedir, hâdiselerin keyfiyet ve sebepleri hakkındaki bilgi derindir. İşte bundan dolayı tarih şereflidir ve "hikmet"in içine dalmıştır. Bundan dolayı tarih, hikmet ilimlerinden sayılmaya lâyıktır.
İbn Haldun'a göre tarihçiler çoğu zaman sadece geçmiş olayları aktarmakla yetinmişlerdir. Bundan dolayı yanılgılar artmış, doğru ile yanlış birbirine karışmıştır.
Hısım ve akrabaları birbirine bağlayan manevi bir bağ vardır. Bu bağ asabiyettir. Arapça akrabalara 'asabe' denilmektedir. Ayrıca 'Asb' kelimesi bağlamak, sarmak manasına gelir. Bununla birlikte 'isabe' kelimesi bağ demektir. Bu kelimeler arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu kelimelerden yola çıkarak ' asabiyet' kelimesine ulaşılmıştır ki tutkunluk, bağlılık anlamına gelir.