Soğuktan eliniz ayağınız uyuşmuş halde eve geldiniz ve hemen sobanın yanına sokuldunuz.
Isınmak için sobanın yanına sokulduğunuz andan itibaren her geçen dakika sobadan biraz daha uzaklaşır ve en sonunda odanın , sobaya en uzak köşesine oturursunuz.
İlk dakikada sizi rahatlatan huzur veren ateş yavaş yavaş canınızı sıkmaya başlamıştır.Önce üstünüzde ki kazağı çıkartır, daha sonra evdekilerin tüm ısrarlarına rağmen pencereyi hafifçe aralamaya kalkarsanız.
Aşkta böyledir işte...
Nerede bir cenaze görsem, vaktim müsaitse eğer, hemen cenazenin peşine takılıyor namazını kılıyor hakkımı helal ediyor, mezarlığa gidiyor,gömülene karar rahmetlinin yakınıymış gibi davranıyorum.
Bir cenaze daha cenaze arabası önden gitti, yirmi kişi kadar olan bizler, camiye yürüyerek gittik.Yolda döviz bürosunun önünden geçerken ,neredeyse herkes başını döviz bürosunun elektronik panosuna çevirdi ve o an grup biraz yavaşladı .Ben önündeki hacı amcaya çarptım.
Aslında hacı amcaya değil dünyaya çarptım.
Meslek grupları içerisinde en dindar bildiklerim itfayecilerdir.Bunun nedenini muhterem büyüğüm Necdet Kutsal'a sordum."Ateşin ne kadar yakıcı olduğunu çok yakından gördükleri içindir" dedi.