Malta eriğini(yeni dünya) en çok tam olgunlaşmamış yemyeşil haliyle severim ekşi ekşi ne de güzeldir tadı. Doğup büyüdüğüm yerde neredeyse her köşe bucakta,her evin bahçesinde görürdünüz güzelim yeni dünya ağaçlarını. Üretim olarak daha büyük bahçeler de vardı tel örgüleri olmayan bahçelerdi bu bahçeler oyunlar oynar yorulunca gölgesinde dinlenirdik. Bekçi köpeği kont agaçları ve bizi koruyan en iyi arkadaşımızdı. Ağaçların yükseklerini kuşlarla birlikte paylaşırdık,göz haklarımızı almak için cıvıl cıvıldık. Kuşlar karınlarını,bizler hazlarımızı ve gözlerimizi doyururduk.Maharetli ve cesur olanlarımız ağaçlara tırmanır en yükseğe çıkmak için gözlerimizi karartırdık hatta kim daha hızlı çıkacak kim daha fazla meyve toplayacak diye yarışlar yapardık. Çocukluk hırslarımız masumdu,komikti,eğlenceliydi. Ağaçtan düşen arkadaşlarımız da oldu hafif ve ağır yaralananlar da vardı üzüldük, korktuk fakat hiç yılmadık. Sanki çocukken yılmanın,geri çekilmenin,susmanın ilerde bizi hiçliğe götürebileceğini biliyormuşcasına yılgınlık göstermedik aksine daha çok dikkat kesildik ve daha çok sorular sorduk bizler cesurduk, büyüklerimiz korkak. Onlar buna tecrübe diyorlardı duyuyorduk, dinliyorduk ,anlamıyorduk,anlamak istemiyorduk,hissedemiyorduk koca dünya önümüzde açılmıştı kimse hayallerinize ket vuramazdı başımız dik,yüzümüz ak gözlerimiz alev alevdi. İnattık.Hiç değişmeyecek sanıyorduk. Birlikteliğimiz çıkarcılık üzerine kurulu değildi birlikte ağlar, birlikte güler,birlikte oynar,birlikte su içerdik. Dışarda kalan olmazdı ayrım yapmazdık dilimiz,dinimiz,ırkımız çocukluktu,arkadaşlıktı,sevgiydi hepimiz birimiz için birimiz hepimiz için ırkındandık. Aman yapma,aman gitme,aman kimseye güvenme diyen ailelerimize inat sokaklarda paylaşmayı, dayanışmayı öğreniyorduk, düşene tekme