Yağmurla karışır gözümün tuzu,
Toprak emer sessizce içimdeki sızı.
Her damla düşerken susar gökyüzü,
Bir filiz çatlatır karanlık özü.
Kalabalık içinde yalnız bir hücreyim,
Sesler çoğalır, ben kendimden göçerim.
Her yüz bir maske, her söz bir perdeyim,
Aynaya bakarım; kimim, seçemem.
Duygular buz tutmuş cam kenarında,
Mantık donmuş bir kış akşamında.
Ruh, bedeninden sığınmış uzağına,
Titrek bir nefes asılı boşluğunda.
Kâbusum gece değil, gündüz aslında,
Yaşarım sessizce her gülüş maskasında.
Mürekkep akar, sızar satır arkasında,
Yara, kelimeye dönüşür zamanla.
Biriktiririm hüznü buruk tebessümle,
Sonra rüzgâra salarım usul bir sesle.
Duygular konuşamaz dilimle,
Kâğıt fısıldar, ruhumun hecesiyle.
Ve ben,
Kalabalıkların ortasında
Kendimden sürgün,
Adı konmamış bir yara gibi
Sessizliğe