Şevvalnur Bozkurt

Sevgi Eşiği
İnsanların zamanla sevgi eşiği düşmüyor mu sizce de? Anlatmak istediğim aynı kişiyi sevmek bahsi değil efendim. Şöyle ki; birilerini yirmili yaşlarda sevmekle otuzlu yaşlarda sevmek nüansı. Yirmili yaşlarda daha az yaşanmışlık, daha az kirlenmiş kalp ve saf sevgi vardır. Otuzlu yaşlar ise acının çeşitli tatlarıyla zaman zaman yanmış, zaman zaman kavrulmuş bir dil deneyimi gibidir. Bana kalırsa dostlar mutluluğun bilindik bir sınırı vardır. Oysa yaşam boyu acının pek farklı tecrübeleri olacaktır. Mutluluğun da el değmemişlik hissi verdiği anlar olacaktır. Ancak şöyle bir düşünür ve genelleme yaparsak, neredeyse her mutluluk benzer izler taşır. Her farklı olduğunu düşündüğünüz mutluluk, sizi nirvanaya çıkarıp üzerine düşünmenize izin vermeyecektir. Ama her farklı acı tecrübe, sizi uzun zaman o konu üzerine düşündürüp zamanınızı çalacaktır. “Daha kötü ne olabilir ki?” diye her sorduğunuzda hep daha kötü şeyler olmuştur. Ancak: “Daha ne kadar mutlu olabilirim ki?” diye kimse sormaz. Çünkü kimse mutluluğu çok uçlarda yaşadığını hissedemez. Onun ölçüsü bilindik gibidir, çok da farklı gelmez kimseye. Bu biraz da insanların sonsuz istençleriyle alakalı bir durumdur pek tabii. İnsanlar hep daha fazlasını, daha iyisini ister ve asla tatmin olmaz. Ne kadar da aç gözlü yaratıklarınız öyle değil mi? Hiç kimse daha iyisine hayır demez, belki ahlaki sınırlamalardan dolayı oluşacak durumlarda. Onda bile istediğinde ulaşabileceği hayalini kafasında belki defalarca tekrarlar ve belli bir tatmin sağlar. Neden sorduğum soru üzerine yazmak yerine acı ve mutluluk ölçütlerinden dem vurduğumu sorarsanız ki haklısınız, insan ne kadar acı tecrübe ederse o kadar sevgi bencili olur. Ne kadar temizsen o kadar çok seversin. Ne kadar az bilirsen o kadar çok seversin. Yaşanmışlıklar ister istemez
İnsan ve Duygular
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zaman olur ağlar çürür gözlerin Zaman olur hakka yürür dizlerin Gönülden inandığım o sözlerin Hepsi bana tuzak hepsi bir hile Yalanlar karıştı sevdiğim dile
Edebiyat
Ben nefes aldığım müddetçe sana dokunamayacaklar.
Einstein
Hayatım boyunca evrenin sırlarını çözeceğimi düşündüm. Fakat tam tersi oldu. Varoluşun derinliklerine indikçe, Sır daha da derinleşti. Merak içinde ölüyorum.
Döndüm, bir yıkıntı misali yürüdüm, öyle yorgun ve bitmiş yürüyorum ki, biliyorum, hatta, biraz da acıdılar bana.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Edebiyat