Aşk bu kadar münasebetsiz, hesapsız ve kontrolsüz olmamalıydı. Hiçliğin, yokluğun ve boşluğun vazgeçilmez cazibeye yataklık etmesi hayra alamet değildi.
"Kontrolsüzce " dediğin anda bile beynin arka planda devasa bir veri setini tarar. Karşındakinin simetrisi, ses tonu, bağışıklık sistemi sinyalleri (feromonlar) ve sosyal statüsü üzerinde saniyelik bir maliyet-fayda analizi yapar. Eğer genetik veya sosyal bir "kazanç" vaat etmeseydi, o "kontrolsüz" duygu asla tetiklenmezdi. Aşk, bilincin müdahale edemediği kadar hızlı yapılan bir hesap kitap işidir.
Alıntı aslında aşk denilen şeyin üremek veya insanın narsistliğini gizlemek için uydurulmuş bir yan ürün olduğunu söylüyor.
Aşk doğanın neslin devamı için kurduğu biyolojik bir oyun toplumun ise yalnızlık korkusunu yönetmek için kullandığı işlevsel bir yalandır.
Aşk ilkel düşünceleri topluma göre masumlaştırmak ve kutsallık atfetmek için kullanılan bir yan üründür sadece.
Niçeda Sert bir gerçeği bile kendi lehinize bir iltifata dönüştürme becerisi. Nietzsche tam olarak bu 'yüzeydeki oyunun' altındaki soğuk özü anlatıyordu belkide😀😃
Bir mekanizmayı deşifre etmek ona yenilmek veya onu kıskanmak değildirki onu evrensel bir gerçeklik olarak mühürlemektir. Bu durumu 'bak bizi ne kadar zeki bulmuş ve kinlenmiş' diyerek kendine pay çıkararak yorumlanması bile, Nietzsche’nin bahsettiği o 'dolaylı güç ve kurnazlık' stratejisinin bir parçası gibi oldu sanki 😀😃
Kısacası gene aynı şey aslında
filozofun binlerce sayfalık sistemli düşüncesini 'kıskandı da öyle yazdı' demekte ne bilelim İyi geceler efendim.
Bu cümle sadece nazik ve kibarlıkla ideal erkek sandığımız şeyin ne kadar eksik olduğunu gösteren bir başlangıç noktası aslında
Nezaket ve kibarlık, bir erkeğin ancak gücünü gizlemek için kullandığı bir araç olduğunda değerlidir. Eğer bir erkek "sadece" nazikse, o aslında doğadan kopmuş, ehlileştirilmiş ve işlevini yitirmiş bir varlıktır. Gerçek güzellik; o nezaketin hemen altında yatan her an patlamaya hazır o sert ve kararlı iradedir.
Sude
Ben sizi anlıyorum aslında jack london burda bir serzenişten bahsettiğini söylemek istedim aynı kitabında şöyle bir alintı da var.
"Bir şeyin var olması, varlığını sürdürecek kadar güçlü olduğunun göstergesidir"
Yani İlk alıntıda bahsettiğin nezaket ve kibarlık, Martin'in aşık olduğu burjuva kızı Ruth'un dünyasıdır. Martin bu dünyaya girebilmek için kendi vahşi gücünü nasırlı ellerini ve kaba dilini törpülemeye çalışır.
Ancak ikinci alıntıdaki "var olmak güçtür" gerçeği
Moderm dediğimiz O insanlar, korunaklı odalarında naziktirler.
Martin ise fırtınalı denizlerde varlığını sürdürebilecek kadar gerçek bir güce sahipti.
Moderm insan onun kazanması için neler yaptığıyla ilgilenmiyor kazandıktan sonra şeytanken bir azizi oynamasını istiyor bu yüzden bu parodoks içinde intihara sürükleniyor.