Siddhartha bir ara şöyle dedi Kamala’ ya. “Sen de benim gibisin, insanların büyük çoğunluğundan farklısın. Kamala’sın sen, yalnızca Kamala; içinde dingin bir yer, sığınılacak bir yer var, ne zaman istersen benim gibi oraya çekilebilir, kendini kendi evinde hissedebilirsin. Pek az insanda vardır bu, oysa herkes buna sahip olabilir.”
La Sangel, başka arkadaşları gibi, kanunun elinden kurtulmak için rahiplik mesleğine girmişti. Bu eski haydut, her zamanki gibi, gözlerini dehşetle açmış, Türk kadırgalarının teker teker sayarken, bir yandan da bitlerini dökmek için kaşınmaktaydı.
“Hem de çok yaralı şeydir, efendim. Yiyecek bulamayan birinin yapabileceği en akıllıca şey oruç tutmaktır. Siddhartha oruç tutmasını öğrenmeseydi, senin ya da bir başkasının yanında mutlaka iş bulup çalışacaktı bugün, açlık buna zorlayacaktı onu. Ama oruç tutabildiğine göre rahatlıkla bekleyebilir, sabırsızlık diye bir şey bilmez, sıkıntı çekmez hiç; açlık denen şey isterse uzun zaman çullansın başına, o yine gülüp geçer. İşte buna yarar oruç, efendim. “
Diyelim suya bir taş attın, en kısa yoldan suyun dibine iner. Kendine bir hedef belirledi, kafasına bir şey koydu mu, Siddhartha’da da değişik değildir durum.