Bilim bir kere insanlığın ortak mirasıdır. Bilim insanının dini, vatanı, mezhebi, bayrağı, hiçbir kutsalı olmaz, olmamalıdır da. İnsan olarak tabii ki olmalıdır, ama bilim insanı kimliğiyle asla olmamalıdır.
Yani buna ister Tevrat açısından ister İncil açısından isterse Kur’an açısından bakalım, Allah Teâlâ bütün dinlerde hiçbir zaman İlmî tecrübeyi bir gruba, bir ümmete hasıl etmemiştir. Yani benim beynimdeki, benim tecrübelerimdeki, benim bilgilerimdeki hazine ne kadar bizimse, benimse, o kadar da Müslüman olmayanların, hatta hayvanlar âleminde bile, yani benim bilgimden, benim tecrübemden bir Müslüman’ın hakkı olduğu kadar, herkesin hakkı vardır. O nedenle asla ve asla bilimin dini, mezhebi olmaz. Zaten “Men talebe ve cehdede, vecede” diyor, yani kim isterse, kim arzu ederse ben ona veririm. Tabii herkes bunu bilir aslında; malı, mülkü, parayı Allah istediğine 128 İLİM, BİLİM VE DİN İLİŞKİSİ ima ilmi, irfanı isteyene verir. O bakımdan burada önemli olan çalışmaktır.