Salman Ferzelıyev

Kâinatın da bir gücü vardır, onun işlem gücü vardır ama beynin gücü o gücün üzerindedir. Fakat biz, şu anda beyni bilmediğimiz için -dedim ya hiçbir şey bilmiyoruz, hiçbir şey kullanmıyoruz- kâinatın gücünün beyinden daha güçlü olduğunu zannediyoruz. Temelde beyin bütün kâinatın üzerindedir. Ayette de öyledir: “Vemâ er-selnâke illâ rahmeten lil’âlemîn”153 “(Resulüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” diyen Kur’an, r- Peygamberi muhatap kabul edip, onun beynini kullanmış-j tır. Onun karaciğerinden herhâlde bahsetmemiştir, kal-; 1 binden, böbreğinden, midesinden, akciğerinden bahset-memiştir, ilminden, irfanından, zekâsından bahsetmiştir. Niye diyor Taha suresinde: “...rabbişrah lî sadrî. Ve yes-sir lî emrî. Vahlul ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî.”154 orada da aynı şekilde insanlara dilimin daha güçlü olması için bana yardım et, diyor. Beyninin güçlü olması anlamında, yoksa dili konuşturan, kumanda eden beyin. Onun için beyin, kâinatın gücünden daha fazla, daha büyük bir güce sahiptir.
Ama beyni bilmiyoruz. Beyin için bin üç yüz elli gram ağırlığında diye birtakım fiziki kurallarla beyni tanımlıyoruz. İki buçuk milyon gigabaytlık hafızası varmış, yalan! Bana sorarsanız sonsuz. Fizik olarak ne kadar olur diyoruz bir hücrenin kapasitesi, şu kadardır diyoruz. Bana sorarsanız, elli yıla yakındır bu işin içindeyim, ben hâlâ bir şey bilmiyorum. Efendim, beynin ne kadarını kullanıyoruz, işte yüzde iki, vallahi yalan, billahi yalan; hiç kullanmıyoruz. Kullandıklarımız tamamen refleks, Allah’ın refleksi. Bir ineğe bakıyorsun yavrusunu koruyor, bir deveye bakıyorsun doğurduğu yavruyu sarıyor, böyle bir şey bizimki. Çünkü beyindeki güç, beyindeki enerji namütenahi. Ölçecek daha metre ya da ağırlık birimi tespit edilememiş. “Beynin Şifresi” adlı kitabımda da iki buçuk milyon gigabayt diye yazdım, niye yazdım, çünkü bilimsel veriler onu gösteriyor. Oysaki benim şahsi görüşüm, namütenahidir. Yani insan ne kadar okursa ne kadar çalışırsa, beyin o kadar açlığını hisseder, o kadar daha fazla kapasitesi genişler. Çalışmayınca dumura uğrar. İşlemeyen demir pas tutar... O nedenle yayınlanan The Art of Neurosurgery (Beyin Cerrahisinin Sanatı), sanat olarak görülmüş. Çünkü belki bir milimlik ince lifler, bir milimlik dokudaki yolların arasından çalışıyoruz biz ve bu yollar bir anlamda nöronların birbiriyle ilişkisini gösteriyor. Bu kadar esrarengiz, enigmatik özelliği var ve onların içerisinde neler dönüyor biliyor musunuz, aklınızın, hayalinizin alamayacağı şeyler...
Bilim bir kere insanlığın ortak mirasıdır. Bilim insanının dini, vatanı, mezhebi, bayrağı, hiçbir kutsalı olmaz, olmamalıdır da. İnsan olarak tabii ki olmalıdır, ama bilim insanı kimliğiyle asla olmamalıdır. Yani buna ister Tevrat açısından ister İncil açısından isterse Kur’an açısından bakalım, Allah Teâlâ bütün dinlerde hiçbir zaman İlmî tecrübeyi bir gruba, bir ümmete hasıl etmemiştir. Yani benim beynimdeki, benim tecrübelerimdeki, benim bilgilerimdeki hazine ne kadar bizimse, benimse, o kadar da Müslüman olmayanların, hatta hayvanlar âleminde bile, yani benim bilgimden, benim tecrübemden bir Müslüman’ın hakkı olduğu kadar, herkesin hakkı vardır. O nedenle asla ve asla bilimin dini, mezhebi olmaz. Zaten “Men talebe ve cehdede, vecede” diyor, yani kim isterse, kim arzu ederse ben ona veririm. Tabii herkes bunu bilir aslında; malı, mülkü, parayı Allah istediğine 128 İLİM, BİLİM VE DİN İLİŞKİSİ ima ilmi, irfanı isteyene verir. O bakımdan burada önemli olan çalışmaktır.
Allah Kur’an-ı Kerim’i ahiret kitabı olarak göndermemiştir, bu dünyanın da kitabıdır. Benim yatakta yatmama, yemek yememe, yürümeme, insanlar arasındaki ilişkime karışan dinim, bu dünyadan beni bigâne edemez. Mutlaka bu dünyanın bilim ve teknolojisi ön planda olmak durumundadır. Bin yıldır biz bilim ve teknolojide maalesef çok fazla bir şey ortaya koyamadık
İlim rütbesi en yüce makamdır. Niye peygamber İlim Çin’de de olsa gidip arayıp bulun, dedi. Bir de bu açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü ilim Müslümanların kayıp malıdır. İlim ve bilim insanlarının dili, dini, vatanı, bayrağı olmaz. İlim insanlığın ortak mirasıdır. Beyinlerimiz de insanlığın ortak mirasıdır. Biz bilgimizi aktarırken insanların dinine, mezhebine, inancına, vatanına, bayrağına, ülküsüne, milletine bakmak durumunda değiliz. Herkesin benim beynimdeki bilgiden hakkı vardır. İnsanların onu da almaya hakkı vardır. Biz bunu toprağa götürmeyeceğiz. Neden bu kadar kitap yazıyorum? Hi-pokrat’ın lafıdır “Sanat uzun, hayat kısa!” hepimiz bir gün öleceğiz, kimse bu dünyaya kazık atmamış. Onun için istiyoruz ki bilgilerimizi aktaralım, bu bilgiler bizle beraber mezara gelmesin.