Akıl okulda.— Eğitimin düz düşünmeyi, dikkatli değerlendirmeyi ve mantıklı muhakemeyi öğretmekten daha önemli bir görevi yoktur. Bu yüzden eğitim bu tür işler için yararlı olmayan her şeyi, örneğin dini, göz ardı etmelidir. Eğitim anlaşılmazlığın, alışkanlıkların ve gereksinmelerin fazlasıyla gerilmiş düşünce yayını daha sonra rahatlatacağına güvenebilir. Ancak etkisinin ulaşabildiği yerlerde, insanlarda temel ve özel olanı zorla teşvik etmelidir: “Akıl ve bilim, insanın üstün güçleri”; Goethe'nin, en azından, tahmin ettiği gibi. Büyük doğa bilimci von Baer, Asyalılarla kıyaslandıklarında, okullarda inandıkları şey için neden sağlama yeteneğini, yani Asyalıların gerçekleştirme yeteneğinden tümüyle yoksun oldukları şeyi geliştirmeleri bakımından tüm Avrupalıları üstün bulur. Avrupa mantıksal ve eleştirel düşünme tarzıyla eğitilmiştir; Asya gerçeği kurgudan nasıl ayıracağını hâlâ da bilmiyor ve inançlarının kişisel gözlemle yasalara tabi düşünmeden mi yoksa fantezilerden mi kaynaklandığının farkında değil. Okullardaki akıl Avrupa'yı Avrupa yapmıştır. Avrupa, ortaçağda bir kez daha Asya'nın bir parçası ve eklentisi haline gelme, böylece de Yunanlılara borçlu olduğu bilimsel anlayışı yitirme yolunda ilerliyordu.