Modern solcu düşünürler, akıl, bilim ve nesnel gerçekliği reddedip her şeyin kültürel olarak göreceli olduğunda ısrar etme eğilimindedirler. Bilimsel bilginin kökenleri ve nesnel gerçekliğin —eğer tanımlanabiliyorsa— nasıl tanımlanabildiği konusunda ciddi sorular sorulabileceği doğrudur. Ancak, modern solcu düşünürlerin, bilginin kaynaklarını sistematik bir biçimde çözümleyen, aklıselim birer mantıkçı olmadığı da açıktır.
Onlar, hakikate ve gerçekliğe yönelttikleri bu saldırıya gönülden bağlıdırlar. Bu kavramlara, kendi psikolojik ihtiyaçlarından ötürü saldırırlar. Bir kere, onların saldırıları düşmanlıklarının dışavurumudur ve başarılı olduğu ölçüde de, güç dürtülerini tatmin eder. Daha da önemlisi solcu, bilimden ve akılcılıktan nefret eder; çünkü bunlar bazı inançları doğru (yani başarılı, üstün) olarak, diğerlerini ise yanlış (yani başarısız, aşağı) olarak sınıflandırırlar.
Solcunun aşağılık duygusu o derece derindir ki, bazı şeylerin başarılı veya üstün, diğerlerinin ise başarısız veya aşağı olarak sınıflandırılmasına tahammül edemez. Birçok solcunun akıl hastalığı kavramını ve IQ testlerinin yararını reddetmesinin temelinde bu yatar. İnsanların yetenek ve davranışlarının genetik açıklamalarına solcular karşıdır; çünkü böyle açıklamalar, bazı insanları diğerlerine karşı üstün veya aşağı gösterir. Solcular bir bireyin yeteneğinin veya yeteneksizliğinin faturasını topluma çıkarmayı yeğlerler. Yani, eğer bir insan "aşağı" ise, o kişi iyi yetiştirilmediğindendir; bu kendi hatası değil toplumun hatasıdır.