Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Dijital Arşiv.
David E. Cartwright
1831'de günlüğüne korkunç yalnızlığını ve bir "insan"la karşılaşamadığını yazdıktan sonra şöyle der: "Yalnızlık içinde kaldım; ancak dürüstçe ve içtenlikle söyleyebilirim ki bu benim suçum değildi, çünkü ben kalbi ve aklı insan olan kimseye sırtımı dönmedim, kimseden uzak durmadım. Sadece aklıevvel, kötü kalpli ve yeteneksiz zavallı sefillerle karşılaştım. Her biri benden yirmi beş ile kırk yaş daha büyük olan Goethe, Fernow ve muhtemelen F. A. Wolf ile birkaç kişi daha bunun istisnasıydılar."
Biyografi
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
David E. Cartwright
Schopenhauer, giriş derslerinde Fichte'yi can kulağı ile dinliyordu. Daha sonra, derste anlatılanları yapısal bir bütün haline getirme kısmı geldiğinde, kendi düşüncelerini de araya sıkıştırıyordu. Başlangıçta, bahsedilen konuyu ya da fikri anlamamışsa, kendini suçluyordu. Ancak bu tavır, Fichte'nin dersleri devam ettikçe değişti. Yine de anlamadığı bir nokta olduğunda, bunu Fichte'nin söylediği bir şeyi yakalayamaması olarak değerlendiriyordu: "Bu anlaşılması güç bir konu ve yeterince açıklanmış değil. Fichte'nin sunumu oldukça net ve doğrusu yavaş yavaş konuşuyor; belki de söylediği bazı şeyleri ben kaçırmışımdır." Kısa süre içinde, Fichte'nin kendisini tekrar ettiğini, aynı fikirleri farklı kelimelerle dile getirdiğini fark etti; bunu da oldukça dikkat dağıtıcı bulmuştu. Fichte öğrencilerini kendi fikirlerini oluşturmaları konusunda teşvik etse de, Schopenhauer'ın çok kısa bir süre içinde, hem de hocasının söylediklerine zıt fikirler geliştirdiğini bilse, oldukça şaşırırdı. Dolayısıyla Fichte, dehanın kutsal, deliliğin hayvansal olduğunu, sağlıklı bir idrakin ise bu iki uç arasında bir yerde olduğunu söylediğinde, Schopenhauer konu üzerine şu sonuçlara varmıştı: Deha deliliğe, sağlıklı bir idrake olduğundan, delilik ise dehaya, hayvansallığa olduğundan daha yakındır.
Biyografi
David E. Cartwright
1811'de, özgün bir filozof ve büyük bir bilge olan Fichte'yle tanışma fırsatı bulma umuduyla Berlin'e gittim; ne var ki, başlangıçtaki derin saygı, zaman içinde küçük görmeye ve alaya dönüştü.
Biyografi
Arthur Schopenhauer
Nisan 1811'deki Paskalya tatili sırasında, Weimar'daki evine geri döndü. Burada 78 yaşındaki Wieland'la aralarında bir konuşma geçti, bu konuşmada yaşlı adam Schopenhauer'ı felsefeden vazgeçirmeye çalıştı. Schopenhauer, bu yaşlı şaire kendisinin de ekmek getirecek (Brotstudium) bir kariyer uğruna felsefeden vazgeçip hukuku seçtiği için duyduğu pişmanlığı Johanna'ya itiraf ettiğini bildiğini söyleyip söylemediğine dair bir kayıt tutmamış. Yaşlı adamın felsefenin sağlam bir çalışma alanı olmadığına dair söylediklerine karşı Schopenhauer, hayatın can sıkıcı bir deneyim olduğunu ve bütün hayatını hayat denen şey üzerine kafa yormakla geçirmeye karar verdiğini söyledi. Bu cümle Wieland'ı Schopenhauer'ın tarafına çekti: "Genç adam. Seni şimdi anladım. Felsefeyi asla bırakma." Sonrasında, Johanna'ya yaptığı bir ziyaret sırasında Wieland ona şöyle demişti: "Madam Schopenhauer, yakın zamanlarda çok ilginç bir kişiyle tanıştım." Johanna "kiminle?" diye sorduğundaysa Wieland ona şöyle cevap vermişti: "Oğlunuzla. Bu genç adamla tanışmak benim için büyük bir zevkti. Bir gün o büyük biri olacak."
Biyografi
Arthur Schopenhauer
Arthur "muhteşem Weimar zamanından" tanıdığı "Bayan von Heygendorf"a* rastlar ve ona kirpilerin öyküsünü anlatır: "Soğuk bir kış günü, donmaktan korunmak için aceleyle birbirlerine sarılırlar. Ama bir müddet sonra okları birbirine batmaya başlar ve tekrar ayrılırlar. Sıcaklık ihtiyacıyla gene bir araya geldiklerinde okları tekrar birbirlerine batar; ta ki birbirlerine müsamaha gösterecek bir uzaklığı keşfedene kadar, iki bela arasında yuvarlanırlar.
Kirpi ikilemi, sarkaç teorisi·Kitabı okudu
Biyografi