Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Dijital Arşiv.
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer çokeşliliğin bu problemi çözüp Avrupa'yı bu bahtsız kadınlardan kurtarmakla kalmayıp alay edercesine Benares'in kutsal maymunlarıyla kıyasladığı (burada Nietzsche'nin de kullanacağı bir terim ortaya atar) "Hıristiyan Cermen Aptallığı"nın ürünü Avrupa medeniyetinin ucubesi Avrupalı Leydi'yi de ortadan kaldıracağını ileri sürer. Bu Leydilerin ev hayatına çekilerek cinsiyetlerine uygun bir şekilde itaatkar hale getirilmeleri gerekmekteydi. Schopenhauer'ın hayali sinsiceydi: bu kadınlar, itibar talep edemeyecek ve sınıflarının küstahlığını gösteremeyeceklerdi. Onların kız kardeşlerinin daha mutlu olacağını çünkü zengin kocalarla evlenebileceklerini düşünüyordu.
Biyografi
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer yaşama istencinin en güçlü ifadesinin cinsel dürtü olduğunu ve genç kadınların sıklıkla kocalarına sadık kalmadıklarını ve dolayısıyla aldattıklarını teorileştirir. Ancak yaşlandıklarında aldatılan ise onlardır çünkü kocaları başka kadınları aramaya başlamıştır. Erkekler, der Schopenhauer, evliliğin ilk yarısında boynuzlanır, ikinci yarısında ise zamparalık peşindedirler. Schopenhauer'ın teorisine göre tetragami, evliliği, kadın ve erkeğin hayatını iyileştiren bir kuruma dönüştürür çünkü insanların üreme kapasitelerine ve doğal cinselliklerine uygun düşen ve tekeşlilikte bulunmayan yöntemleri vardır. Bütün tarafların maddi ve parasal gereksinimlerini daha rasyonel bir şekilde sağlamalarına olanak tanır. İki genç erkek bir genç kadınla evlenmelidir. Kadının üretkenliği sona erdiğinde, dolayısıyla kocaları için çekiciliğini kaybettiğinde bu iki erkek başka bir genç kadınla evlenmelidir. Böylece "bu genç kadın iki adamı da ihtiyarlatır". Schopenhauer'ın düşüncesine göre bu tip bir evlilikte ciddi ölçüde maddi bir avantaj vardır. Başlangıçta iki genç erkeğin geliri küçüktür, yalnızca tek bir kadına ve onun küçük çocuklarına bakmak zorundadırlar. Sonra zenginlikleri arttıkça, iki kadına ve daha çok çocuğa bakabilir hale gelirler. Filozof, tetragamide çeşitli gerilimler olabileceğini düşünüyordu. Tetragamide insan sayısının çokluğu yüzünden, tekeşlilikten daha fazla kıskançlık ve kavgalar olabilirdi. Ancak tekeşli bir evlilikte nasıl öğreniyorlarsa, bu dörtlü ilişkiye katılan kadınlar ve erkekler de uyum sağlamayı öğrenebilirlerdi. Erkekler, babası olduklarından şüphelendikleri çocuklarla kendileri arasında benzerlikler arayabilirdi; nitekim babalık konusunda alaycı bir yaklaşım geliştiren Schopenhauer "zaten şimdi de her zaman kesin olmuyor" diyordu.
Biyografi
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer, aşkın "yalnızca cinsel dürtüden kaynaklandığını" iddia ediyordu. Küçümsediği Marquet ise Schopenhauer'ın kibir nesnesiydi. Filozof, kibrin yalnızca istençten kaynaklandığını iddia ediyordu.
Biyografi
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer'ın Adele'ye Byron olayından bahsetmemesi o kadar şaşırtıcı bir şey değildi. Eğer kardeşine bu olaydan bahsetseydi, ona yazdığı mektuplarda yarattığı kadınların tercih ettiği adam imajını yok etmiş olacaktı. Adele'ye zengin sevgilisinden bahsetmişti; kardeşi de kadının sosyal mevkiinden ve onunla Almanya'ya gelip gelemeyeceğinden endişe ediyordu. Adele, Schopenhauer'a sahici aşkı bulmuşsa sevgilisini elinde tutması için elinden geleni yapmasını salık verdi. Adele, kardeşinin aşksız iki ilişkisini de düşünerek, aynı zamanda bu konudaki korkusunu da ifade etti; kardeşinin böyle bir ilişki yaşamasını istemiyordu. Adele, Schopenhauer'a ayrıca Dresden'de bıraktığı mutsuz kızı ve duygusal eğilimlerinden kaynaklanan üzücü olayları da hatırlattı. "Bizim cinsimizin pespaye ve harcıalem olanlarıyla zamanını öldürmeye devam ederek bir kadına değer verme yeteneğini kaybetmemelisin" diye ağabeyine çıkışmakla birlikte şu dileğini de belirtti: "Bir gün, benim hiçbir zaman anlayamayacağım o azgınlıktan daha derin duygular besleyebileceğin bir kadınla beraber olmanı Tanrı'dan dilerim." Adele, ağabeyinin davranışlarından üzüntülü olduğu kadar felsefesinden de rahatsızdı. Ağabeyinin kitapları hakkında söylenilenlere çok dikkat ediyordu ama aynı zamanda bundan ödü patlıyordu. Felsefi düşüncelerini tamamen acayip bulmuyor, kendisini çok ciddi bir Hıristiyan olarak da addetmiyordu ama ağabeyinin din hakkındaki görüşlerine itiraz ediyordu; aralarındaki bu farklılık, onu üzüyordu. Din hakkındaki görüşlerinin, üniversite ya da devlet nezdinde bir iş aradığında Schopenhauer'ı zora sokacağından endişe ediyordu. Arthur'un kitabında insanlığı hor gören küstahça üslubuyla birlikte davranışlarının, anlamlı bir ilişkiye sahip olmasını tamamen engellemesinden endişe duyuyordu. Bununla
Biyografi
Arthur Schopenhauer
filozof Berlin Charite'yi ziyaret etmiş, orada şu gözlemi yapmıştı: " ... sıkça tekrarladığım tımarhane ziyaretlerimde, tekil özneler aşikar bir şekilde büyük yeteneklerle donatılmıştı. Dehaları, deliliklerinden belirgin bir şekilde ayrılmış ve tamamen üste çıkmıştı." Schopenhauer, dehanın kendisinin deliliğe eğilimli olduğunu, Rousseau ve Byron gibi adamların biyografilerini okumakla derlenebilecek şeylerin olduğunu gözlemiş ve deha ile delilik arasındaki bağ Platon tarafından Phaedrus'ta ve adı kötüye çıkmış mağara alegorisinde not edilmişti. Işığa girmek için karanlığı terk edenler, şeyleri, İdeaları gerçekte oldukları gibi deneyimleyenler artık karanlıktakileri algılayamazlar ve böylece mağara adamlarına deli gibi gözükürler.
Biyografi