Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Dijital Arşiv.
Arthur Schopenhauer
Wimbledon Okulu'ndaki eğitim diğer pek çok İngiliz okulundan farksızdı. Eğitimin ruhu ise Dr. Runge'nin Okulu ve İngiltere'deki birkaç enstitünün ilerici ruhundan çok uzaktaydı. Runge yönetimde otoriterliğe engel olmaya çalışıyor, öğrencilerine insancı ve rasyonel tutumları aşılıyordu. Wimbledon Okulu'nda ise dersler mekanik bir şekilde veriliyor, sistem ezbere dayanıyor ve öğrenciler sürekli dayakla korkutuluyordu. Johanna bu konuda "... çok detaylı bir eğitim. İngilizleri, daha çok erken yaşlarında dayakla cezalandırıyorlar ve onların bağımsız görüşlere sahip olabilecek biri olma şanslarını daha en baştan ortadan kaldırıyorlar" diyordu. Arthur özel öğrenci olmanın avantajlarından ne kadar faydalansa da, yine de okuldaki ortam zorlu olmalıydı. Arthur, neşeli, bağımsız ve meraklı olmaya eğilimliydi, fiziksel veya entelektüel tartışmalara girmekten hoşlanıyordu. Onun kurallara uyan, sessiz ve itaatkar bir öğrenciye dönüşürken çektiği acıyı hayal etmek hayli zor. Birden fazla defa dayakla cezalandırılmış olmalı. Anlaşılan o ki Johanna'nın Wimbledon Okulu'ndaki disipline edici düzenlemelerle ilgili açıklamaları Arthur'un oradaki kişisel yaşantılarından kaynaklanmaktaydı. Bir öğrenci eğer bir derste başarısız olur veya bir oyunda hatalı davranış sergilerse cezası bir sayfa Latince veya Yunanca metni ezberlemek oluyordu. Eğer bu görevi de yerine getiremezse Lancaster'ın ofisine gönderiliyor ve burada da onu yedi veya sekiz sert kırbaç darbesi bekliyordu. Bu yapılanlar Johanna'ya göre "altı yaşında da olsa on altı yaşında da olsa bir çocuk için çok onur kırıcı"ydı. Bazı suçları biriyle birlikte işleyen öğrenci, aynı cezayı suç ortağıyla paylaşıyordu. Bir öğrenci başka bir öğrenciyi şikayet ederse ve şikayet edilen öğrenci olayı reddederse ona bir ceza verilmiyordu. Ancak bu
Biyografi
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Arthur Schopenhauer
Bu mektupta Arthur'un Anthime ile girdiği cinsel yarışın izleri de vardı; neredeyse tamamen beyazlaşmış saç ve sakalına rağmen kırışıksız, pembe beyaz teninden ve fiziksel sağlığından, hala bazen "küçük kaçamaklar" (petite liaison) yaptığından, evlenmeden iki çocuk babası olduğundan, "iki piçim de öldü" diyerek her ikisinin de küçükken öldüğünden bahsediyordu. Mektubunda ayrıca çok sevdiği bir kadınla uzun yıllar süren gizli bir ilişkisi olduğundan da bahsediyordu. Ama Berlin'den ayrılırken kendisiyle geleceğine dair sözünü tutmayınca bu kadınla ilişkisinin kötü bir şekilde bittiğini de yazdı. Bu ayrılış onu çok üzmüştü, "samimi bir şekilde bağ kurabildiğim tek kadındı" diyordu. Anthime'ye, zamanın acısını azalttığına dair teminat verdi.
Arthur Schopenhauer
1838 17 Nisan: Annesi Johanna Schopenhauer Bonn'da ölür. Schopenhauer onun cenaze törenine gitmez.
Biyografi
Arthur Schopenhauer
Schopenhauer, önde gelen bir kötümser, mizantrop, kadın düşmanı, kinik* bir irrasyonalist; arkadaşsız, tanrısız bir istenç [bkz. Sözlükçe] filozofu; sevilmemiş, sevgisiz, ukala, annesini hor gören, akademik olarak başarısız, çelişkili bir dünya görüşünün ateşli bir savunucusu; hatta bir kadın terziyi döven, Hegel'den nefret eden bir adam, karalama yapan bir safsatacı olarak değerlendirilmiş olmakla birlikte, bunların birçoğu doğru olmasına rağmen çok az kişi onun hakkında bundan daha fazla bilgiye sahiptir. Schopenhauer ayrıca bir Almanca düzyazı ustası, kaniş köpeği aşığı, Rossini hayranı bir flütçüydü, birçok dil bilmekteydi; Upanishad [bkz. Sözlükçe] okuyucusu bir Budist; Platon'a itibar eden, Kant'a hayran olan, Goethe'ye saygı duyan işine düşkün bir bedendir; cinsel aşk, sanat, huzur, acıma ve kefaret filozofudur. Gerçekten de Schopenhauer birçok anlamda müstesna bir filozoftur.
Biyografi

Taha EKŞİOĞLU

, bir kitap okudu
8/10
·247 syf.·
2026 204. kitabı
David Benatar
7.6/10 · 92 okunma