Türkiye 'de İstanbul ne ise,
İstanbul'da gece ne ise,
Gecede yürümek ne ise,
Yürürken düşünmek ne ise,
Seni unutmamacasına düşünmek ne ise,
Unutmamanın anlamı ne ise,
Seni sevmek ne ise,
Saklayayım, yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise.
Her neyse..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben gözlem öykülerini az severim.
Gitsem gitsem,
Öyküleri özlem olan
Delilere giderim.
Ben çiçeklileri
Renklileri
Delileri severim,
Bir de delilikleri.
Bir olay yoktur;
İçiçe'dir olaylar.
Bir olay; içinde adamlar..
Bir adam; içinde olaylar.
Öykü mü?
Kendini yaşarken romanlaşır.
Bir bitki, bir fidan, bir ağaç?
Kendini aşarken ormanlaşır.
Doğa? Kimine bir öykü, kimine bir roman..
Yalına iner giriftliğinde.
Bir çoban?
Bin çobandır ovadan indiğinde.
Hayat ne fazla gülmek, ne de yasa girmektir,
Mevzuatı çiğnemek, talihi devirmektir...
Dünyayı parmağının ucunda çevirmektir...
Yaşamak, yatağından seller gibi taşmaktır.
İnsan ki gelip geçer dünyadan nefes gibi;
Ne büyük ıstıraptır yaşamak herkes gibi?..
"Yükseksin!" Tatlı bir ses olamaz bu ses gibi
Yaşamak; kartal gibi göklerde dolaşmaktır.
Halik ki her mahluktan başka yarattı bizi
Zaman bir avuç toprak yapsa da cismimizi
Kâinat hayretlerle anmalı ismimizi
Yaşamak, asırları bir hamlede aşmaktır.
Bütün ŞiirleriSabahattin Ali
Roman birinci tekil kişi anlatımıyla kaleme alınmıştır. Kitapta Peyami Safa'nın yoğun ve etkileyici Türkçesi öne çıkmaktadır. Hastane ortamı ve duygusal atmosfer güçlü betimlemelerle canlı bir şekilde aktarılmış. Şöyle ki kitabı okurken o hastane ortamını ve bacak ağrısını bizzat yaşadım ve hâlâ etkisindeyim.Romanın en güçlü yönü, hasta gencin yalnızlık, ölüm korkusu, çaresizlik, utanç ve hayata tutunma mücadelesi gibi yoğun duygularını, iç monologlar ve derinlemesine psikolojik çözümlemelerle okuyucuya aktarmasıdır. Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa