Selim

...Sonra sadece kendisini anlatmaya başladı; söylediklerinin başkalarının ilgisini çekmediğini fark etmiyordu. İnsan, ruhunun derinliklerinden taşan bir coşkuyu yaşadığı anlarda, her zamankinden daha bencil olur. Böyle zamanlarda dünyada kendisinden daha dikkat çekici, daha güzel hiçbir şey yokmuş gibi hisseder...
Sayfa 8 - Bordo-Siyah Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tehlikenin en büyüğü olan ben'in kaybı, aramızda hiçbir şey olmamış gibi fark edilmeden gerçekleşebilir. Ne olursa olsun, bacağın veya kolun, servetin, kadının vs. veya bilinmeyen herhangi başka bir şeyin kaybı, hiçbir şey bu kadar az gürültü yapamaz.
Ben, zorunluluk kadar olasılık taşır, çünkü pekâlâ kendisidir ama kendisi hâline gelmek zorundadır. Ben, zorunluluktur, çünkü kendisidir ve olabilirdir, çünkü kendisi hâline gelmek zorundadır.
Dinleyin şu cümleyi: "gerçekte çekilen acılardan gurur duymak gerekir, her acı bize yüksek bir aşamada bulunduğumuzu anımsatır." Ne ilginç, değil mi! Nietzsche'den seksen yıl önce söylenmiş! Ama benim size göstereceğim cümle bu değil, bekleyin bir dakika - işte buldum. Okuyorum: "insanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez." Ne anlamlı bir söz, değil mi? Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için yaratılmışlar, suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil! Evet kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa, bunda ileri bir noktaya ulaşabilir; ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir böyle biri ve gün gelir suda boğulur.
İnsan sezgisiyle daha iyi ayırt edebildiği şeyleri gözleriyle görmeye çalışarak yanlışlara düşmeye başladı.