geceyi çarmıha geriyorum kimseler tapmıyor
hüznümü ölçeğe vuruyorum yüreğine sığmıyor
her şey ne kadar olabilir meraklanıyorum
yüzüme dokundukça tırnaklarım kanıyor
yalnızlığımı hüznümle yoğuran gece
öyle basitsin ki sen bütün şiirlerin içinde
biliyorum, biliyorum bunu da biliyorum
gökteki yıldızlar kadar dizeler yazılsa da
kendime kendimden başka kendim yok
ne utancımı kuşanan bir sevgi
ne çirkinliğimi öpen bir kız
yalnızlığımdan yalnızlığım yalnız
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Evet! Evren bir deneydi. Tanrı'nın bir deneyi. Ancak her şey yolunda gitmedi. Tanrı patladı ve parçaları her yere yayıldı. Buna big bang adı verildi. Bizim yapmamız gereken, her şeyi birleştirmek. Her şeyi ve kendimizi bir araya getirmek. O zaman Tanrı yeniden tek parça olacak. Şimdiki zayıflığımız bundan kaynaklanıyor. İyiliğin ne olduğunu biliyoruz ama iyi olamıyoruz. Çünkü içimizde Tanrı'nın sadece küçük bir parçasını taşıyoruz. İyilik ve kötülük çeliş- kisi buradan geliyor. Gücümüzün asla yetmeyeceği hayallerimiz var: erdem, yüksek değerler, sonsuz kardeşlik, insanlık barışı gibi. Ama birleşmediğimiz sürece ne yazık ki hiçbiri gerçekleşmeyecek."
Bu kitap yorumunu Alıntılarla Yaşıyorum YouTube kanalımdan da izleyebilirsiniz: ytbe.one/GeVzftoIiDw
Hayatımın en keyifli incelemesiymiş, bilmiyordum.
Neden böyle diyorum? Çünkü bu kitabı kitap okuma grubumdaki yüzlerce okurla birlikte okuyup tartıştım. Çünkü bu kitabın İstanbul'daki müzesine gittim. Çünkü bu kitap ve müze için videolar çektim. Bu kitap varlığıma tamamen karıştı ve artık ben bu kitapla birlikte atıyorum adımlarımı.
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak her yaşa uygun harika kitaplar önerdim. O yüzden kitap önerisi alabilmek için yorumlara bakabilirsiniz.
Orhan Pamuk yaşayan en önemli yazarlarımızdan bir tanesi —hatta bana göre en önemlisi. Yazdığı kitaplara sadece bilgisini ve gözlemlerini değil, ruhunu da, deneyimlerini de, bakış açılarını da katan eşsiz bir yazar. Magazinsel boyutundan ayrı olarak, edebi yeteneğiyle böyle bir yazara sahip olduğumuz için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Peki, nedir bu Masumiyet Müzesi? Sadece cinsellikten ibaret bir aşk hikâyesi mi? Bir adamın saplantılı aşkının yüzlerce sayfaya dökülmüş hali mi? Bir erkek ile bir kadının arasında geçenlerin önümüze klişe bir şekilde sunulması mı? Yoksa 70 ve 80 dönemlerindeki Türkiye'nin kozmopolit yaşayışındaki her bir parçanın, bir yapbozun parçalarıymış gibi birbirine oturması mı?
Hayatlarımız bunun gibi cevabını arayan pek çok soruyla çevrili. Dünyadaki bütün kitaplar, bütün şarkılar veya bütün filmler bu sorulara bir cevap bulabilmek için varlar. Dışarıya adımımızı her attığımızda soru potansiyeli taşıyan verilememiş cevaplar arasında yürüyoruz. İşte bu konuda Türk edebiyatındaki en iyi cevap arama girişimlerden bir tanesi de Masumiyet Müzesi olsa gerek.
Sadece kitabı değil, müzesiyle de dünyanın en özgün eserlerinden biri olunca, insan ister