Ah Montaigne…Onun ‘’Denemeler’’ini okuduğunuzda şunun gibi bir soru sorarken bulabilirsiniz kendinizi; ‘’Acaba bu kitap, başka bir evrende, benim kalemimden çıkmış olabilir mi?’’ Zaten amaçlananın biraz da bu olduğu kanısındayım ben. Montaigne, okuyucuya notunda gayesinin öldüğü vakit yakınlarının, hakkında etraflıca bilgi sahibi olmasından ibaret olduğunu söylese de, bence kitap bugün bambaşka bir amaca hizmet ediyor. Çoğumuzun böyle hissettiğine inandığımdan, ben bu kitaba ‘’insanlığın günlüğü’’ diyorum. Çünkü normal şartlarda bir kitabı okurken bazı satırlarında kendinizden bir şeyler bulur ve altını çizersiniz fakat tamamının altını çizme isteği doğuran bir kitap demek, tüm satırlarında kendinizi gördüğünüz anlamına gelir. İşte bu istek sordurur o soruyu. ‘’Bu kitap, başka bir evrende benim kalemimden çıkmış olabilir mi?’’
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nden okuduğum Denemeler’in ilk bölümünün adı ‘’Kendimizi anlatmak’'. Böyle söylüyorum çünkü sahaflardan bulduğum eski bir baskıda çeviri bambaşkaydı. Orijinaline en yakın çeviri dilinin hangisi olduğunu bilmemekle beraber bolca yazım yanlışı gördüğüm ‘’deniz kitaplar yayınevi’’ adlı eski basımdan, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’ne geçiş yapmayı tercih ettim. Ve ‘’Kendimizi Anlatmak’’ bölümünde şöyle diyor;
‘’Ama, bana sorarsanız birçokları içip sarhoş oluyor diye, şarabı yasak etmek yanlıştır…’’
Yani kendini övmekle karıştırılan kendini anlatmak, aslında Sokrates’in her daim yaptığının ta kendisidir diyor. Müritlerini hep bu yönde teşvik eden Sokrates’e kulak vermek gerek diye düşünüyorum.
‘’Yalnız Sokrates, Tanrısının dediğine uyup kendini gerçekten tanımasını ve küçük görmesini bildiği için bilge adını almaya hak kazanmıştır. Kendisini böylesine tanıyan adam istediği kadar kendisinden söz
Dindi türküsü yaralı cırcır böceğinin
Bir yaşam boyu yarasını sözcüklerin ardına sakladı
Sevdi çoğu insanı, tükenircesine sevdi
Çoğu sevgisinde yanıldı