Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar...
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı'nda...
Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki Olric.
İlk açılan yaranın bir daha kapanmayacağını,
İlk kopan fırtınanın ömür boyu dinmeyeceğini,
Hep ilk olanın ne varsa aniden değiştirileceğini nereden bilebilirdin ki Olric? Şehirler değiştiriyorum Olric. “İçimden şehirler geçiyor sen her durakta duruyor, inmiyorsun”lara takılıp kalıyorum.
Şehirler değişiyor Olric.
Ben değişiyorum.
Değiştikçe kanıyorum.
Dünya da değişiyor.
Bir “yaşanmışlıklar” olduğu gibi duruyor işte.
Sen yok desen de
Ay dolunay işte..
Kısa bir ömür pek çok şeyin ortak kaderidir, fakat sen ebediyen var olacakmış gibi ya her şeyden kaçıyorsun ya da her şeyi kovalıyorsun. Kısa bir süre sonra gözlerini kapatacaksın, sonra bir başkası da seni mezara taşıyan için ağlayacak.