Bir şehirden diğerine, okuyup memur olmak, sonrada parayla eşine karşı hürriyetini kazanmak için giden, kaybedince yıkılan, psikiyatrist kapılarında çare arayan kadını değil; Ümmü Varaka gibi evini İslâm okuluna dönüştüren, Esma gibi Allah ve Rasûl davasını tebliğ etmek için muhacire olan ya da okuyan, Hansa gibi dört oğlunun şehadet haberini alınca, İslâm’a sadakat göstermenin süruruyla hamd eden büyük İslâm kadınının dönüşünü bekliyoruz.
Husumet, münakaşa, mücadele ve inatçılık ise tatlı sözün tam zıddıdır. Çünkü bunlar, kaba,ürkütücü, kalbi kıran, yaşayışı zorlaştıran, öfkeyi alevlendiren ve göğsü daraltan konuşmalardır.
Karşılıklı hak davasında bulunurken dil ölçülü tutmak pek güçtür. Husumet. göğsü alevlendirir, öfkeyi kabartır. Öfke kabardığı zaman insan asıl konuyu unutur, geriye çekişenler arasında kin kalır.