şeyma

şeyma
" Her şeyi göze alanlar, aysız bir gece vakti yalnız kabı kaçağı, tası tarağı, yatağı yorganı değil; ellerindeki nasırı, soludukları dağ kokusunu, içlerindeki sesleri, dedelerinin anlattıkları göç hikayelerini, yaşayıp biriktirdikleri ne varsa güçleri yettiğince yüklediler kamyona. Ama kamyona yüklediklerinden daha çoktu geride bıraktıkları. İnsan ne kadarını sırtlanıp nereye kadar sürükleyebilirdi ki çocukluk vatanını?"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz. “Birini eleştirmeye kalktığında” demişti, “herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir.”
Edebiyat
Kendisini ayırmadıkları için Tanrı' ya dua ediyor Kuhn. Kuhn aklını kaçırmış olacak. Hemen yanı başındaki ranzada, yarın sabah gaz odasına gidecek yirmi yaşındaki Beppo' nun yattığını, onun artık hiçbir şey düşünmeksizin, gözlerini tavandaki ampule dikmiş,tek kelime konuşmaksızın uzanıp kaldığını görmüyor mu? Gelecek seferde sıranın kendisinde olduğunu bilmiyor mu Kuhn? Bugün çok korkunç bir şeyin yapılmış olduğunu, bu korkunç işlemi hiçbir duanın, hiçbir özrün, suçluların hiçbir yalvarmasının, insansı hiçbir şeyin onaramayacağını bilmiyor mu Kuhn? Tanrı' nın yerinde olsam, yerlere tükürürdüm Kuhn' un duasını.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor. Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz istasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene: - Benim Ahmed'i gördünüz mü? diyor. Hangi Ahmed'i? Yüz bin Ahmed'in hangisini? Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: - Bu tarafa gitmişti, diyor. O tarafa? Aden'e mi, Medine'ye mi, Kanal'a mı, Sarıkamış'a mı, Bağdat'a mı? Ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed'ini görsen, ona da soracaksın: - Ahmed'imi gördün mü? Hayır... Hiçbirimiz Ahmed'ini görmedik. Fakat Ahmed'in her şeyi gördü. Allah'ın Muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü. Şimdi Anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun haykırışarak esiyor. Anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip çömelmiş, oğlunu arıyor. Vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, Anadolu'dan utanır gibi, hepsi İstanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor. Anadolu Ahmed'ini soruyor. Ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha ucuzlaşan Ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş, bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz. Ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... Fakat biz Ahmed'i kumarda kaybettik!
Sayfa 104·Kitabı okudu
Siyaset
Türklere özgü bir kadercilikle,”Tanrı bizi çarpacaksa evde de otursak bir,sokakta da dolaşsak bir,”deyip bundan kaçış yok diye düşünerek hastalıklı evlere bile girip çıkmaya ve hasta insanlarla konuşmaya başladılar.Hastaları ziyaret ettiler,hasta olmalarına rağmen eşleriyle ve akrabalarıyla aynı yatakta yatttılar.Peki,sonuçta ne mi oldu?Elbette Türkiye’de ve böyle düşünülen ülkelerde be oluyorsa o:Hastalandılar ve yüzlercesi,binlercesi öldü.
Sayfa 188·Kitabı okudu