Kitap dünyanın iki süper gücü ABD ve SSBC arasındaki uzay-bilim yarışıyla başlıyor. "Görecekler, Ay'a ilk ayak basan Demokrasi olacak." Cümlesinin ardından "İnsanlığı yıldızlara ulaştırmak için çabalamıştı hep ve nihayet yıldızlar, o uzak, kayıtsız yıldızlar ayağına gelmişti" cümleleriyle farklı bir boyuta evriliyor. Evet Hükümdarlar. Dünya'ya barış ve refah getiren ama insanın özgürlüğünü elinden alanlar. Dünya vatandaşlığı planı da denilebilir bu duruma. Batı'nın onayladığı, Doğu'nun ise reddettiği bir durum. Burdan yola çıkarak kitapta din, felsefe, bilim, sosyoloji alanlarında birçok çarpıcı tespit bulunuyor.
Tanıtım bülteninde söylenilen "Çocukluğun Sonu, ütopya ve distopya arasındaki ince çizginin ta kendisi." cümleye örnek olarak kitaptan şu paragrafı örnek gösterebilirim. "Ne kadar şanslı olduklarını anlamayacaklardı. Bir ömürlük zaman diliminde insanlık, bir ırkın görüp görebileceği her türlü mutluluğu elde etmişti. Altın Çağ'ını yaşamıştı. Ancak altın aynı zamanda günbatımının, sonbaharın rengiydi ve kış fırtınalarının ilk esintilerini yalnızca Karellen'in(hükümdar) kulakları işitiyordu. Ve yalnızca Karellen biliyordu Altın Çağ'ın ne amansız hızla nihayet ilerlediğini." Tıpkı son çocuk gibi şımartılmıştı insanlık. Tüm olanaklar serilmişti önlerine. Ancak bununla yetinmemişti insanlar. Seçkin kişilerden oluşan bir koloni kuruyorlar kitapta. Ütopya içinde ütopya. Bu da homo sapiens türünün son nesli olmasına sebep oluyor belki de. Şimdi dünyayı bu insanların veliahtları devralacak. İnsanlık ise iletişim bile kuramayacak onların zihinleriyle. Hükümdarlar ise tam da bunu korumakla görevliler. Veliahtları.
Son olarak hükümdarların gemisine gizlice binen ve döndüğünüzde dünyada kalan tek insan olduğunuzu düşünün. Dünyanın son insan sahibi olduğunuz Bu